Hakkımda

Fotoğrafım
Mutfak Danışmanlığı Ve Yiyecek İçecek Danışmanlığında Hizmet Alanlarım... • Yeni Restoran Açacak Olanlar, Tüm Restoranın Sistem Ve Operasyonu (Küçük Açılış Ve Büyük Açılış Min. 6-7 Ay) • Tüm Mutfak Ve Servis Mesleki Eğitimleri • Daha Önce Restoran Açmış Ama İstediği Başarıyı Yakalayamamış Yiyecek Ve İçecek İşletmeleri, • Cazip Fiyatlar İle Hazır Bir Restoran Alarak Konsept Değiştirmek Amacı Taşıyanlar, • Yeni Bir Restoran Alarak Hizmet Kalitesini Yükseltmek İsteyenler, • Uluslararası Standartlara Sahip Butik Oteller • Uluslararası Standartlara Sahip Yıldızlı Oteller • İlk Mutfak Kurulumları • Yiyecek Ve İçecek Menü Tasarımları • Sadece İlgili İşletmeye Özel Patentli Yemekler İsteyenler, • Sadece İlgili İşletmeye Özel Pişirme Teknikleri İsteyenler, • Sadece İlgili İşletmeye Özel Yeni Emsalsiz Yemek Tasarımları İsteyenler, • Sadece O İşletmeye Farkındalık Yaratmak İçin Özel Sunum Teknikleri İsteyenler, • Özel Devlet Yemekleri, • Özel Holding Yönetim Kurulu Yemekleri, Çalışma Konseptim Hangi Mutfaklardır? Osmanlı Saray Mutfağı Eski İstanbul Mutfağı Geleneksel Türk Mutfağı Akdeniz Mutfağı Vejetaryen Mutfağı Anadolu Mutfağı
osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2016 Salı

Has Aşçıbaşı-Gerçeğini Bilmeden Geliştiremezsiniz_!!!



 *****Öncelikle sözlerim yarası olan saygı duymadığım meslektaşlarıma’ dır. Üzerlerine  alınabilirler. Yarası olmayan meslektaşlarıma da saygı duyuyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.
   *****Saygıdeğer meslektaşlarım; Tabiatın kuralı Orjinalini bilmediğiniz bir şeyi değiştiremezsiniz ! bizim mutfağımızda yemeğin kendisi tabakta bir dekor olarak durur ve porsiyonlarımız doyurucudur. Çoğunluğunun içerisinde koruk suyu ve kuru meyveler olduğu için ekşi ve tatlımsı olarak keskin tadlar içerir. Kendi sosunda tencerede yada fırında kısık ateşte uzun surede pişerler. Tarihi yemek kitablarımızdan en azından olanları araştırın biraz. Diyorsunuz ki mutfağımızı geliştiriyoruz !
   *****Bilgisinden degil sadece konuşmuş olmak icin konuşan“mutfak fakiri o cahil şefe” sesleniyorum. Neymiş osmanlıdadeniz ürünleri yokmuş ! Halt etmişsin sen! Bir de kendi tezgahına kendisi bıçak saplamış ve duyarsızca poz vermiş.! Sen Osmanlı Mutfağından bahsetmeden önce  bu meslekte “aşçı tezgahına saplanan bıçağın” ne anlama geldigini öğren cahil !!! Öyle önlüklere gömleklere koskocaman Chef yazdırmakla, herhangi bir başarıya dayalı olmaksızın boynuna taktığın madalyalar ile aşçıbaşı yada şef olunmuyor. Etrafınızı kandırabilirsiniz, kendinize özendirebilirsiniz ama asla aynaya baktığınızda kendinizi kandıramazsınız.
   *****Bu arada yine o “mutfak fakirine” seslenerek Osmanlıda “deniz ürünleri hakkında” iki örnek bilgi veriyorum;
01 - Fatih Sultan Mehmet han’ ın sofrasında Karidye (karides), balık yumurtası (beyzai mahi) kurutulmuş balık (çiroz)  kekikli morina baliği, ve istiridye vardi. 15. yy sirvani-26 çeşit deniz haşeratı listesi’ de mevcut. Ama mutfak tarihimizde de bir gerçek daha var ki deniz ürünleri içki meclislerinde daha çok tüketilen bir sofra çeşidi idi..!
02 - Boğazın tapusu bizde (ikinci Mahmut deniz haşeratına düşkün) kılıç balıkları Marmara’yı hızlı geçip Ege ye doğru inince sarayda agalar ve pasalar arasında münakaşa çıkıyor. Divani hümayunda görüşülerek Çanakkale boğazında, yada Marmara’da yakalanıp geri getirilmesi diye emir çıkıyor) ..!  Mesaj alındımı sevgili Popüler Executive Chef ?
   *****Ayrıca şerbet farklıdır, şurup farklıdır. Zahmet edinde şirvani’ ye bakin biraz araştırın. Bir çok meslektaşım şerbeti şurup şurubu da şerbet olarak tarif ediyorlar hemde ulusal televizyonlarda ve sipariş üzerine bastırdıkları yemek kitaplarında. Popüler olmak uğruna bilgi fakirliğinizi farkında olmadan kamuya ilan ettiğiniz gibi mesleğimize hevesli insanları dayanlış bilgilendiriyorsunuz. Unutmayın önemli olan popüler olmak değil bilgili olmaktır.
   *****Allah rızası için üniversitelerde verdiginiz seminerlerde bari genç meslektaşlarımıza bu bilgileri doğru düzen verin. Bakın size en yakin kaynakları veriyorum. Alanında konuya vakıf olan Sn. Arif Bilgin yada Sn. Özge samancı gibi hocaların eserlerini okuyun biraz ve öğrenin…  Yada katıldığınız  bu programlarda kaynağa dayalı olmaksızın mutfak tarihimiz hakkında konuşmayın!
   *****Ülkemizde bir çok mevcut ve yeni yapılan yiyecek icecek sektöründeki bir çok işletme Türkiye siyasetindeki gelişmelerle birlikte osmanlı ve Türk kültürü adı altında kendisini lanse etmeye çalışıyor. Ayni zaman da da, daha tarihimizdeki yemek pişirme tekniklerini bilmeden bir çok şef diye tanınan ve sadece yarışmalarda juri olarak boy gösteren ve mutfak tezgahında hiç bir zaman elinde bıçakla mesleğini  göremediğimiz şovlar ile hayatını idame ettiren mesleki kardeşlerim var.
   *****Diğer bir hususta da yine büyük şef olarak bilinen ama bir balık filetosu bile almasını bilmeyen, bir vampir gibi ekibinde bulunan gercekten usta kısım şeflerinin becerilerinden beslenerek “BEN YAPTIM” Executive Chef’ ler…  Ekibindeki kısım şeflerinin yaptıkları ile ayakta duran, etrafına “BEN” diye kendisini lanse etmeye çalışan Executive Chef’ ler… Kendi bilgisine, idareciliğine, mesleki tecrübesine güvenerek herhangi bir yeni otele yada restorana mevcut ekibin üzerine tek başına gidebilecek Şef sayısı Türkiye’ de acaba kaç tanedir? Bu şeflerimizin bir kısmıda da öyle bir yabancı mutfaklar özentisi taşıyorlarki sanırsın nüfus kaydı örneği o ülkede kayıtlı. Kendisindeki "altını bilmeyen ama yabancıların teneke metalinin savunucuları !
   *****Osmanlı ve Türk Mutfağına  Dünyada Gönül veren ve hizmet eden bir “has aşçıbaşı” olarak  İşte ağırıma giden bu konu ! onlara diyorum ki;
   *****Bir vilayetimizin bile tarihimizden gelen mutfak zenginliği günümüzde özenilen bazı  ülke mutfaklarının fakirliğini ikiye katlarken, 7 bölgemizi ve tarih sıralamasındaki öncelikte Türkmutfağını ve sonrasında istanbulun fethi ile birlikte imparatorluğumuz zamanında gercek zenginliğine kavuşan Osmanlı mutfağını ve Anadolu tarihini dikkate aldığımızda Dünyadaki hiç bir mutfak bizim mutfağımız ile kıyaslanamaz! İşte bu da ülkemizde şef diye geçinen kardeşlerimizin tarihi bilgi fakirliğidir. Bu arkadaşların karakterlerindeki yemekleri ille yabancı dilde olacak ve illaki menülerinde başka ülkelerin adı anılacak.
   *****Yine o Şeflere diyorumki; Tabaklara koyduğunuz dekorların içinde misafirleriniz yemek arıyor. Tabaklara dantela kalemler ile çizdiğiniz desenler yemeğinizi daha lezzetli vevazgeçilmez hale getirmez.
   *****Bizim mutfak kültümüzde koskocaman 32 cm’lik tabakta yumurta büyüklüğünde bir “Suşi"  tarzı bir lokmalık ana yemek yoktur! Ayrıca  de karşınızdaki misafiri “hıyar” yerine koyup o bir lokmanın yanına yerleştirdiğiniz nane yaprağını yarim saat zorlanarak anlatırken acaba o misafir icinden size neler diyor?
   *****Bu mutfak ülkemizin gelecegine, ve mesleğimizdeki yeni yetişen nesillerimize kıyamete kadar lazım. Bizim mutfak kültümüzde; karpuz tadında peynir, balik tadında et, armut tadında fasulye, lahana tadında baklava, helva tadında turşu yoktur. bu calışmalar moleküler e füzyon mutfaklarındadır. Ya mesleğinizi değiştirin, ya isletmenizi, yada mutfak konseptinizi veya  bu işi bilen bir “şefin” yanında yetiştirin kendinizi. Ama yaptığınız bu yeniliklerin adına“Osmanlı ve Türk mutfağı” çeşidi’ dir demeyin, kirletmeyin mutfağımızın ismini.
   *****Tekrar ediyorum; En azından Osmanlı ve Türk mutfağı hakkında degil  kendi alanınız ile ilgili yazı yazın ve demeç verin, ilgili programlara katılın. Bırakın Osmanlı ve Türk mutfağıhakkında konuya vakıf olanlar, bunu bilenler konuşsun yazsın. Türk şefiyim ama konseptimİtalyan, Fransız, Akdeniz, Cebelitarık yada Yunan diyebilirsiniz, bu ayıp degil. Saygı duyarım, duyarlar, alanında bilgili en azından çizgisi belli derler ve derim, belki sizden alanınızda bilgi bile isteyebiliriz, isteyebilirler. Ülke mutfağımız haricinde başka konseptlerde de saygıdeğer Türk  şeflerine ihtiyacımız var.
   *****Ayrıca  ülke mutfağımıza gönül vermiş saygıdeğer Türk şefleri; Osmanlı ve Türk mutfağıadına yaptığınız çalışmalar ve organizasyonlar ile söz konusu yabancı ülke mutfakların market raflarındaki paketlenmiş ürünlerinin, soslarının, bulyon’ larının, katkı maddelerinin ülkemizdeki takipçisi, reklamcısı, savunucusu, sözcüsü olmayınız Mutfağımızın tarihi lezzetlerini o yabancı markalara indekslemeyiniz ve indeksletmeyiniz lütfen, öncelikte kendi mutfağımız ve ürünlerimizin takipçisi, reklamcısı, savunucusu, sözcüsü olmamız gerekmiyorumu?
   *****Mesleğimiz ile ilgili ata sözümüzde de “balık baştan kokarmış” denmiyor’ mu? şimdi ne alakası var niye diyeceksiniz…
   *****Yukarıda bahsettigim tüm “NEGATİF” çalışmaları zaten yapanlar ülke mutfağımızı geliştireceğiz, takipçisi, reklamcısı, savunucusu, sözcüsü olacağız diye kurulan ve aşçılık camiasının yani sizlerin aidatları ile “KURULAN ve yine camiamızdan bazı BESLENEN” ilgili “Federasyon ve Derneklerimiz” değilmidir ?

Saygılarımla…

Koord. Has Aşçıbaşı & Exc. Chef | #Ahmet Özdemir | #Osmanlı ve #Türk Mutfağı http://hasascibasiahmetozdemir.com Dünya Gönül Elçisi | akdenizsef@gmail.com

3 Mayıs 2016 Salı

!!! HALKIMIZA ÖNEMLI DUYURUDUR !!!


+++Ben Domuz eti yemem ve Yedirmem Diyenler Okusun Lütfen;
+++Bir çok yiyecek, içecek, çikolata, domuz suyu, eti, Bisküvide, dönerde, ilaçlarda, kıymalarda, salamda Yağı yiyoruz. Türkiyede Domuz çiftliklerinde 3,8 milyon kg. domuz eti üretiliyor. Peki bu Domuzlar nereye gidiyor_? +++Paketlenmiş ve işlenmiş yiyecek ve içecekleri marketlerden aldığınız zaman Son Kullanım Tarihi ile beraber üzerinde bulunan kodlarınıda kontrol ediniz.+++(E - KODU) Emulsifant: Renklendirici, Katılaştırıcı, Koruyucu ve Dayanıklılığı Temin Edici (1) Graise animale (2) Jelatin (Gelatine) (3) Rennet (Peynir) (4) Giycine (5) Leucine (6) pepelin (7) spermacati (8) Gyecerol (09) osyrearin (10) olce stearin (11) Mono Ve Digliserid’leri+++israil’e bile girmesi yasak olan domuz yağı (lard oil & domuz yağı) içinde bulunan yağ asitleri aşağıdaki gibidir.(1)Miritik Asit (2) Palmitik Asit (3) Stearik asit (4) Miristoleik Asit (5) Arahidonik Asit(6) Palmitoleik Asit(7) Oleik Asit (8) Linoleik Asit+++Domuz yağı katkı maddeleri uluslararası (E) kodları :E-100 E-102 E-103 E-110 E-111 E-120 E-123 E-124E-125 E-126 E-127 E-128 E-140 E-141 E-142 E-152E-153 E-210 E-213 E-214 E-226 E-234 E-252 E-270E-280 E-325 E-326 E-327 E-334 E-335 E-336 E-337E-420 E-430 E-431 E-432 E-433 E-434 E-436 E-442E-470 E-471 E-472 E-473 E-474 E-475 E-476 E-477E-478 E-480 E-481 E-482 E-483 E-481 E-489 E-491E-492 E-493 E-495 E-542 E-550 E-570 E-572 E-551E-631 E-632 E-633 E-635 E-904
• Video-02 : https://www.youtube.com/watch?v=AR8E4PlG6h4 
• Video-03 : https://www.youtube.com/watch?v=iVojrDz-pCk
• Video-04 : https://www.youtube.com/watch?v=63M22d5olrI
• Video-05 : https://www.youtube.com/watch?v=_IvVEMaP1C8
• Video-06 : https://www.youtube.com/watch?v=eYyv0G3-Mus
• Video-07 :https://www.youtube.com/watch?v=u8piDYzrUFk
• @-Mail : akdenizsef@gmail.com
• iletişim : + 90 532 100 18 22
Belirtilen İhtiyaç Duyduğunuz Alanlarda Bizi ARAYABİLİRSİNİZ..!
+++Koord. Has Aşçıbaşı & Exc. Chef | Ahmet Özdemir | Osmanlı ve Türk Mutfağı Dünya Gönül Elçisi

TÜRK AŞÇIBAŞILARININ SOSYAL VE KÜLTÜREL OLARAK KENDILERINI YETIŞTIKLERINI PERÇINLENMIŞTIR.

OSMANLI VE TÜRK MUTFAĞINDAN LEZZETLER "MILLIYET GAZETESI"

BOĞAZ’IN EN YENISI
14 Ocak 2015 Çarşamba, 09:45:49 Güncelleme:10:02:19
03/19/2015
Has Aşçıbaşı Osmanlı ve Türk mutfağının uluslararası arenada Asya, Avrupa ve Amerika kıtalarında kendi kimliğimize uygun lezzetlerimizi tanıtarak insanların hizmetine  sunuyor.  Şef Ahmet Özdemir dünyanın her yerinde açmış olduğu restoranların “Menülerinde son 200 yıldaki yemekler de, 400-500 yıllık yemeklerimiz de var” diyor
Ünlü şefin açmış olduğu her restoranların ilk altı ayında işletmenin işvereninden ve müdürüne varana kadar ilk önce  söz sahibi “has aşçıbaşı” Ahmet Özdemir var. Şef Özdemir son 13 yılda büyük açılışlarını gerçekleştirdiği uluslararası mutfak konseptleri haricindeki Osmanlı ve Türk mutfağı özelliklerini taşıyan restoran  Menülerine son 200 yıldaki önemli yemekleri de ayni zamanda evrim geçirememiş 500 yıllık yemekler ile de farklı kültürlere sahip dinlerden, dillerden ve ırklardan insanları tanıştırıyor.
Geçmiş ile gelecek arasında ipek sadeliğinde ve sağlamlığında bir köprü kurduk” diyerek anlatıyor menülerini. Ama 400 yıl boyunca 81 ülkeye himaye etmiş bir imparatorluğun menüsünü yapmak çok kolay bir iş olmadığı gibi, tarihi lezzet miraslarımızı seçmek te bir o kadar zor iş diyor ve menülerindeki özellikleri anlatmaya başlıyor.
Çorbalarında;
Kendene çorbası, göverti çorbası, kabahat-ül nezaket çorbası, tarhana çorbası ve gülüklü çorba ‘larını kullanıyor.
Soğuk Başlangıçlarda;
muhammara, humus, babaganus,  lakerda torik, bazincan, haydari, acili ezme, çiroz, Yoğurtlu Dil Kavurması, Zeytinyağlı çeşitlerimizi, yoğurtlu darı aşı ve turşularımızı kullanıyor.
Sıcak başlangıçlarımızda;
Börek-i makiyan-i hassa, kalamar, içli köfte, şehzade köftesi, bıldırcın ızgara, Arnavut ciğeri, sulyen sarma,  falafel, manti, cop sis lerimiz, keşkek ve vejetaryenler için sebze kavurmalarımızı kullanıyor.
Saltalarında ise;
Akdeniz salatası, hünkâr salatası, çoban salatası, sahsına münhasır Osmanlı salatası, soğan salatası ve roka salatası. Ama hemen salataların altında  “ekstra ilave edebilecekleriniz seçeneklerde biftek, tavuk ızgara, karides, kalamar gibi 20 ye yakın seçenek bulunuyor. Bu kombinasyonlardan 300 çeşit salata ortaya çıkıyor. Sevindirici olan kendi salatanızı kendiniz ortaya çıkararak istediğiniz sos ile zevk ile yiyebiliyorsunuz.
Ana yemeklerde ise;
fırında kuzu elbasan, keşkekli yahni, safranlı seher yeli ızgara, eksili as, koruk suyu ile fırında pişirilmiş tandır,  Gulaş, İskilip dolması, yöresel ızgara ve kebap çeşitleri,  etli lahana sarmalar, dolmalar, kullanıyor.
Sofrayı noktalayan Tatlılarında ise ;
kaymaklı ayva tatlısı, pekmezli süt kaymaklı kıvrım, güllaç, kadayıf, irmik tatlısı, un helvası, tahinli cevizli balkabağı, kaymaklı kuru incir ve kayısı dolması, dondurmalı sıcak irmik tatlısı (bu arada Fransız broken ‘in kayıtlarına göre 15. Yy. da Osmanlıda kesiş dağından getirilen sarayın buzcuları sayesinde  dondurma kullanıyor. Avrupa’da ise ilk defa 17. Yy da görülmektedir.)
Dünyaca ünlü şef Ahmet Özdemir’in açtığı Restoranların menusü günümüzdeki alışık olduklarımız alacar-te restoran menülerine benzemiyor. Ama ülkemizdeki federasyon ve derneklerin dikkatini çekmeyeceğini adim gibi bilerek Hatta michelin yıldızlı restoranların bile örnek alması gereken günümüze uyarlanmış profesyonellikler ve akıllı işaretler var. Diyor.
 Mesela yemekler et ve tavuk ya da sebzeler gibi kategorize edilmemiş. Hepsi liste halinde sıralanmış, yanlarına V (vejetaryen), C (çocuklar için), şefin şapkası ikonu (şefin tavsiyesi) gibi belirleyiciler konulmuş.
Şahsına münhasır Patentli yemekleri:
Topuz kebap ve saltanat sahanı Menüyü¨ farklı kılan bir diğer özellik ise seçtiğiniz yemeğin garnitürlerini menünün altında bulunan seçeneklerden  kendiniz belirliyorsunuz. Mesela seher yeli ızgara mı istediniz, yanına eşlik edecek keşkek, pilav gibi garnitürleri siz söylüyorsunuz. Bu “çoktan seçmeli” durum salatalar için de geçerli. Sunulan temel çeşit salataların içeriklerini Kars gravyeri, karides, biftek ve tavuk ızgara gibi seçeneklerle dilediğiniz gibi zenginleştirebiliyorsunuz.
Bir de malum etin pişme durumu hassas bir konudur;
Ünlü şef Ahmet Özdemir de bu yüzden menünün içine etin pişme seviyesini gösteren 1- az pismiş, 2-orta pişmiş 3- ortanın üstü pismiş ve 4-tam pişmiş et  resimler koymuş. Menüde sadece burada olan hiç bir yerde karşılaşamayacağınız sadece şefin kendi açtığı restoranlara özel topuz kebap ve saltanat sahanı bulunuyor. Kırmızı, beyaz veya karışık et seçeneği olan bu yemekler unlu şef Ahmet  Özdemir’in patentli yemekleri yani başka bir yerde yapılamıyor.
Has Aşçıbaşı Ahmet Özdemir, kısaca bir tarihçi edası ile Osmanlı mutfağını anlattı:
“Osmanlı döneminde sofralar bersane, çilav ve kavalin haricinde ‘de 10 lorca pirinçten yapılan pilav çeşitleri sofraların zenginliği gösterirdi.
yaklaşık 400 yıl boyunca 81 ülkeyi himayesinde bulundurmuş bir imparatorluğun menüsünde Asya, Avrupa, İran, fars, Abbasi, Hindistan gibi kültürlerden çeşitler taşırdı.
Mutfağımız geçmişteki Türk ve Türk devletlerinden geçmişe nazir ciddi anlamda çeşitler taşısa da gerçek zenginliğine İstanbul’un başkent olması, ipek yolu ve deniz yollarının burada kesişmesi ve imparatorluğumuzun dünyaya hükmetmesi ile mutfağımız Osmanlı döneminde gerçek zenginliğine kavuşmuştur.
Yemeklerimiz geçmişte koruk suyu, nar ekşisi, erik suyu ve kurutulmuş meyveler ve baharatlar ile  tatlandırılıyordu.
Günümüzdeki tekniğin aksine pilav çeşitleri Kavrulmuyor, haşlama usulü ile yapılıyordu.
16. Yy sonrasında Pilav, üstüne ince marul kıyılarak ve şeker serpilerek yeniyordu.
Osmanlı’da deniz haşeratı ve özellikle derelerde tutulan balıklar fakir yiyeceği olarak görülüyor ve ermeni, Rum, Süryani gibi Müslüman olmayan topluluklar tarafında tüketiliyordu. Hatta Osmanlı da ayni topluluklardan kişiler özellikle Çoban olarak görevlendirilirdi.
Osmanlı zamanında Müslüman  halkın çoğunluğu baliği boğazdaki balıkçılardan alır ve orada tüketirlerdi. Sebebi de evde pişerken kokusunu komsular duyup ta göz hakki olmasın diye bir düşünce vardı..!
Ama zamanla “1820”  ikinci Mahmut ve elit çevreleri tarafından çok fazla rağbet gören kılıç balıkları boğazı hızlı bir şekilde Marmara’ya doğru geçince divani hümayuna müracaat ediliyor ve görüşme devlet meselesi haline getirilip kaptanı derya ya emir veriliyor. “Marmara’dan kılıç balıklarının yakalanarak geri getirilmesi” diye.
Tatar Bozası aslında alkollü bir içecek. Son 170 yıl içinde şimdiki halini aldı. Osmanlı ve Türklerdeki alkollü¨ içecekler; çakır, arak (Kafkas yöresinden bir içki), boğma rakı, kısrak sütünden yapılan kımız, tokat Nevşehir ve Ürgüp yörelerinde üretilen şarap çeşitleri idi. Müslümanlara satmamak kaydıyla üretimlerin ihraç edilmesine izin veriliyordu ve vergi alınıyordu.
Osmanlı mutfağı denince akla gelen ilk ürünler kaynatılarak yapılan şuruplar ve kısa surede yapılan şerbetlerdir.
ikinci olarak tüketilen özellikle tüketilen hem kuşluk vakti hem aksam yemeğinde içilen çorbalar ‘dır.
Osmanlı mutfağının ana yemekleri Trakya, eflak ve boğdan kuzularından yapilan  tandır, ekşili aş, keşkek ve yahni çeşitleridir.
Osmanlı yemeklerinin en büyük özelliği kendi sosunun içinde, uzun sürede kısık ateşte, fırında yada tencerede pişmesidir.
Osmanlı’ya domates 17’nci yüzyıl sonrası girmiş, ilk zamanlar yeşil olarak “yabani yada kavata” ismi ile tüketilmiştir. Domates, ilk defa 1692'lerde İstanbul NARK defterlerinde kayda geçmiştir..!
Baklavanın başlangıcı yani çıkış noktası sefer sırasında askerlere enerji vermesi amacıyla saray hekiminin tarifi ile şekerli ekmek olarak ortaya çıkmıştır.
Osmanlı da tatlılar kaymaklı ayva tatlısı, pekmezli süt kaymaklı kıvrım, güllaç, kadayıf, irmik tatlısı, un helvası, tahinli cevizli balkabağı, kaymaklı kuru incir ve kayısı dolması, dondurmalı sıcak irmik tatlısı
Osmanlı’da Yemek sonrası kullanılan tütün ve nargile erken dönemden itibaren var, ama 19. Yy. da varlığı daha çok göze çarpıyor. Daireyi hümayun defteri kayıtlarında II. Mahmut çok ciddi düzeyde nargile tüketenler arsındaydı. Nargilenin üzerine ilave edilen beyaz tozun en kalitelisine de İstanbul-i denirdi..!
Has aşçıbaşı & executive Chef | Ahmet Özdemir | Osmanlı ve Türk mutfağı Dünya gönul elcisi

LEZZET KAŞIFLERININ YENI ADRESI PEOPLE'DA ! | HÜRRIYET GAZETESI


11/08/2011
Yemek Salonunda ve Terasta Şömine Keyfi
Üç katlı restaurantın giriş katında özel şöminesi ve yüksek tavan mimarisi ile 90 kişilik oturma kapasitesi mevcut olan   People’ın  ikinci katında , farklı tasarımı ile dikkat çeken iki yuvarlak masa ve 40 kişi kapasiteli lounge bölümü ve giriş   Kattaki gibi yine 90 kişilik oturma bölümü yer alıyor. Teras katında mekana özel hazırlanan kokteyl ve long drink mönüleri şöminenin sıcaklığı ile birleşiyor.200 kişilik teras eğlencesi sunan People, her mevsim keyif vaad ediyor.Toplamda ayni anda 400 kisiye hizmet verilebilecek olan People'de Ayrıca her katta acik alan sigara içme bölümleri bulunuyor. Unutmadan, otopark hizmeti özel vale hizmetiyle sunuluyor.
         yaklasik 3 aydir turkiyedeyim ve simdi people’dayim burayi actiktan sonra acilmayi bekleyen restoranlar olsa da gitmeyi dusunmuyorum...ankara da 25 e yakin hatiri sayilir restoranda yemek yiyerek menulerini inceledim.cogunlugunun menusunu dunya mutfagi adi altinda olsa bile  ki bu yanlis bir terimdir.dunya mutfagi diye bir mutfak yoktur....bu ilkokul anlayisna gore 5 elma ile 3 armutun toplamda 8 etmemesidir.toplanamaz...uluslar arasi mutfak vardir ve her yemek ingilizce terimlerden olusmaz.her yemek kendi dilinde orjinaldir ve onunla anilmalidir.isimler baska dillere cevrildigi zaman anlam kazanmaz aksine  kaybeder.dunyada 194 ulke mevcut olduguna gore  her ulkeden iki yemek koysaniz 388 cesit eder...bu kadar cesit de bir restoran icin asiri maliyet ve cizginin standartta tutulamamasidir.ama bir restoranin en onemli unsuruda korumkala yukumlu oldugu standartlaridir. mevcut kulturumuzde yillardir bilinen (duduk makarna-eriste-manti-vs)bu ama bu makarnalari italyanca isimleri ile(penne,fettacini,ravyoli) menusune koyan bircok restoran 4 tane makarna koyupta bunlari yeni bir sey mis gibi insanlara  lanse edip sonra da dunya mutfagiyim demis.....cok uzuldum.interneti bile yalan yanlis tariflerle doldurmuslar.bir turkce tarif arayin internette bir de ingilizce bakin bakalim nelerle karsilasacaksiniz..international (uluslar arasi mutfak) vardir.uluslar arasi mutfak olabilmek icinde -asagidaki mutfaklardan en az  soguk baslangic ,ara sicak,ana yemek ve tatlilardan1 er yada 2 ser cesit koymak gerektigini dusunuyorum.
-----birbirinden farkli dunyaca bilinen mutfaklar vardir.bunlarda kisaca soyle siralanir.
akdeniz mutfagi
fransiz mutfagi
avrupa mutfagi
kosher mutfak
hint mutfagi
uzakdogu mutfagi
tex-mex  (teksas meksika mutfagi son 20 yildir bilinen bir mutfaktir.)
digeleri ise kendi ulke ismiyle cografi yada bolgesel olarak adlandirilir.
abd de gordugum 10 - 12 milyon dolar harcayarak yemeklere kendi orjinal dili ile menude yer verip bir turk kulturune bir akdeniz kulturune   insanlar yatirim yaparken turkiyede ise tam tersine 1-2 milyon dolar harcayarak ne idigi belirsiz hic bir dunya ulkesinin mutfak ritareturunde olmayan uydurma ingilizce isimlerle yemekler koydugunu gordum.bu isimler  bir turke gore dikkat cekici olabilir ama bir ingiliz yada amerikali bu ingilizce terimleri gordugu zaman sadece acima hissi ile guler...civciv kabugundan cikmis kabugunu begenmemis...niye baskalarina benzemeye calisip ozeniyoruz ki ?kendi mutfagimizdan niye rahatsiz oluyoruz.?oysa gorup yasayan birisi olarak diyorum ki benzemeye calistiklarimiz bize ozeniyorlar.bizim yemeklerimizi de farklilik katip bizden daha iyi yapmaya calisiyorlar.fine dinnig restorana giden bir zenginin sis kebap ,kofte kabak tatlisi ve ya coban salata yemek isteyemezmi ?illaki bizim damak tadimiza uymayan portakalli,armutlu salatalar yemek zorundami ? yada meyveli etler ? kendi kulturumuz nerede kaldi ?..
         6 ayri ulke ve 15 eyalet  de toplamda 6 yilini geciren  bir insan olarak ve ankara da hatiri sayilir restoranlarda gorduklerime dayanarak people de yuzde 60 i akdeniz ulkelerine ait -(ki oncelikle mutfak olarak turkiye gelir) kimsenin koymaya cesaret edemedigi kendi kulturumuzden yemekleri koymayi uygun gordum. menude kalan yuzde 40 ise avrupa tex-mex ve hindistan yemeklerinden olusturdum.
soguk mezelerin sadece icki ile degil baslangic olarakta yenilebilecegini insalarimiza kabul ettirmek istiyorum.kendimze ait ozel salatalarimizi ve ara sicaklarimizi koydum.bunlarin yaninda da 
------kendi specialitem topuzu
fajitanin karsisina kendi kulturumuzden cok daha sasirtici ve dusundurucu  ilkel caglardan gururla topuz u suruyorum.
-----av etlerimiz adi altinda keklik,sulun,bec tavugu ve bildircini 
-----baslangiclar ,ana yemekler ve tatlilarda
fava,acili ezme,humus,zeytinyaglilarimiz, coban salatasi ,kozde patlican salatasi,sis kebap,kofte,incik,hunkar begendi, pirzola,cupra levrek,,tahinli ve krokanli balkabagi tatlisi,aci badem soslu yesil armut tatlisi ,dondurmali sicak irmik tatlisi ve kazandibi.
---kibris mutfagindan
horto cocordelia,scordelia,zatziki
-----firansizlardan
perm corn,dumanda pismis balik fume secenekleri ve soguk sicak balik yemeklerini ,deep cesitleri,creme brule,pasta cesitleri
-----hint mutfagindan tavuk jalfrezi,ve masala yi popodoms ekmegini 
-----italyan mutfagindan 
carpaccio secenekleri,risotto,yoresel sicilca kulturunde fianco fiancoyu,carne dazioneyi,bitacco a dito yu ,yine bir ilki yaparak dunyaca bilinen 7 makarnayi secebilecekleri 4 sos ile misafirlerimizin tercihine sunduk.yine istedikleri cesitleri kendileri ilave edebilecekler ve kendi makarnalarini yaratacaklar.
------turki cumhuriyetlerinden lule kebabi seceneklerini,
-----arnavurlardan  ciger ve lobya fasulyeyi,favayi
-----antakya mutfagi suryanilerden  fileyfle mitkuka,muhammara,babaganusu
-----amerikalilardan ve tex-mex mutfagindan
yine ilklerden olan yaslandirilmis steak lezzetini ulkemizdeki insanlarinda bilmesi gerekiyor.tum steklerimizi 20-30 gun bekleterek(*steak  kurallarina gore dolapta bekletildigi her gun bir yas tir.)yaslandirarak veriyorum. somon cesitleri,scallop,kilic ve susami tuna steak leri yumurta yemekleri,burger,chili con carne,fajita,nacos,taxos,
cesitlerini menume koymayi uygun gordum.ortaya cikardigim menu lerin ciddi bir acigi kapatacagina inaniyorum.en onemlisi insanlar avrupada ve amerikada oldugu gibi kendi yemeklerini makarnalarini salatalarini kendileri standart in uzerinde uretebilecekler.hic bir sey bulamadigi takdirde benimle gorusup vazgecilmez lezzetlerini ben den isteyebilecekler.tek menude ozel isaretlerle *sefin tavsiyesi,*vegeteryan *cocuk menuleri*specialiteleri gorebilecekler.menumun ankarda hem yerliye,hem yabanci ulkelere mensup misafirlerimize tam tesekkullu hitap edecegine biliyorum.cunku hem yerli hem yabanci ulkelere mensup insanlarin ne sartlarda yasadigini nelerden hoslandigini aliskanliklarini yasam tarzlarini kulturlerini biliyorum ve dunya uzerinde yasayan her kulture farkli olsalar bile bir turk exc.chef olarak saygi duyulmasi gerektigine inaniyorum.

TÜRK AŞÇIBAŞILARININ SOSYAL VE KÜLTÜREL OLARAK KENDILERINI YETIŞTIKLERINI PERÇINLENMIŞTIR.

TÜRKIYE VE OSMANLI MUTFAĞI SIZI ÇAĞIRIYOR..!

*** Çeşitli zamanlarda 60’ a yakın Ülkeyi tüm dünyanın hayranlığı karsısında adaleti ile himaye ederek bünyesinde barındırmış ecdadımızın bize lezzet ve kültür mirası Osmanlı ve Türk mutfağını dünyada layık olduğu yere taşıyabilmek için camiadaki birimleri ve kurumları, tüm saygıdeğer Meslektaşlarımı içinde olduğum bu yarışına davet ediyorum. Ödülümüz icraatlarımızla bu milli görev uğrunda en iyisi Olabilmek Hatta “OLMAK” Olsun ..! ilgili videoyu tamamen kendi resimlerimden bizzat hazırladım özellikle yeni nesil meslektaşlarımızın sonuna kadar izlemelerini tavsiye ederim.
***21. Yüzyılda Ülkemizin Tanıtımında Artık Mutfağımızın tarihi kültürel değerlerine, Türk şeflerine,  uluslararası standartlara sahip restoranlarımıza ve bilinçli işverenlerimize ciddi anlamda büyük ihtiyacı vardır.  Daha mükemmel bir gelecek için Özellikle mutfaklarımızda mesleki tercihini yapan “AŞÇILIK” sanatında kararlı akademik ölçülerle bizden daha profesyonel şekilde yeni yetişen sevgili meslek gönüllüsü kardeşlerimiz için kesinlikle biz Türk şeflerinin  sosyal, kültürel, mesleki açıdan çalışma ve basari örneklerimizi çoğaltmamız, bilgilerimizi her dönemde ve her açıdan personellerimizle paylaşmamız gerekmektedir.
***Dünya kamuoyunda ülkeler, sahip oldukları tarihi kültür değerleri , medeniyetleri, teknolojik ve ekonomik güçlerinin yanında mutfak kültürü ile de değerlendirilmektedir. Bir günde 3 öğün yemek yiyen  insanlar artık farklılık aramaya başlamışlardır. Bizim mutfağımız, tarihi lezzet miraslarımız ve bu alandaki zenginliğimiz ülke tanıtımımıza ciddi katkılar kazandırabileceği bir zamandayız. Özellikle turizm bölgelerinde bu fırsatı saygıdeğer meslektaşlarımız çok iyi değerlendirmelidir.
***Şu an yurdumuzun her bölgesinde bir çok restoran Osmanlı ve Türk mutfağı  olduklarını ısrar etseler de, gerçekte bir çoğu Osmanlı ve Türk mutfağı kültürünü yansıtmamaktadırlar. Özellikle uzak doğu ve Avrupa ülkelerinden gelen misafirlerimiz söz konusu restoranlarda Osmanlı ve Türk mutfağı bulmayı umut ederken yine şaşkınlık verici bir durum olarak kendi mutfaklarının farklı versiyonları ile karşılaşmaktadırlar. Bu üzücü durum onlar için şaşkınlık verici bir an olarak tatil hatıralarda kalmaktadır.
***Oysa bu insanlar tatil için tercih ettikleri bölgenin, kültür, tarih, mimari ve sosyal yaşam itibari ile farklılık değerlerini aramaya gelmiş, ziyaret ettikleri ülkenin konseptlerini keşfetmek arzusu içindelerdir. Yüzyılın dünyaya örnek, yeniden ayağa kalkmış, uluslararası kamuoyunda ciddi roller üstlenen ülkelerinden biri olduğumuz, mevcut kültürümüz, tarihi lezzetlerimiz, çeşitliliğimiz, kalitemiz, ile ülkemizdeki kültür turizmine Türk şefleri olarak daha ciddi katkılar sağlayabiliriz. Bu tanıtım katkısı sadece birimizin değil hepimizin menfaati ve vatandaşlık görevidir.
***Derneklere sadece üye oldukları yada toplantılara katıldıkları için aşçılarımıza herhangi bir başarıya dayalı olmayan madalyalar vermekten vazgeçmeliyiz artık. Unutmayalım son zamanlarda aşçılarımız bilgileri, tecrübeleri, sosyal ve kültürel mesleki zenginlikleri ile değil de hiçbir şekilde bir başarıya dayalı olmayan sayısız madalyaları ile ve yine ayni şekilde aldıkları mutfak duvarlarını süsleyen altın varak çerçeveli sertifika ve yine başarıya dayalı olmayan basari belgeleri ile övünmektedirler..! Sizce gerçek bilgimi yoksa gerçek başarıya dayalı olmayan ödüller mi, hangisi önemli ?
***Özellikle yurt dışına gitmemiş meslektaşlarım için soyluyorum; Gelişmiş ülkelerdeki ilgili aşçı dernekleri ve dergileri Türkiye’deki aşçı derneklerinin madalya, basari belgesi ve sertifika dağıtımı curcunası hakkında üzücü ve dalga geçilir mahiyette hakkımızda boynundaki madalyaların ağırlığından beli eğrilmiş göğsünde Türk bayrağı, ay yıldız armalı kambur aşçı karikatürleri çizmektedirler! Soruyorum size Bir insanın boynunda 15 tane madalyanın ne işi ve ne gereği var, neyi kime ispat etmek istiyorsunuz arkadaş..!
***Bu arada aşçılıkla ilgisi olmayan pazarcıya, eczacıya, şoföre, 50 tl karşılığında madalya verenleri de bir Türk şefi olarak kınıyorum..! Gerçekten bir başarıya dayalı olarak ilgili ödülleri veren dernekleri de  tebrik ediyorum. Ayrıca İlgili televizyon ve mesleki eğitim programlarında; hem bu meslekte duayen şef olduğunu iddia eden hem de yeşil tahtanın üzerinde sağında tavuk, solunda et, ortasında sebze, yine ayni yeşil tahtanın bir kenarında peynir doğrayanları da şiddetle kınıyorum..!
***Ana kalemde bir kaç çeşit makarnaları ile dünyayı sallamaya çalışan başka ülke mutfakları karşısında binlerce kat daha zengin tarihi lezzet miraslarımızı geliştirip dünya kamuoyuna tanıtmak veya farklı çalışmalarla tanıtmaya çalışmak Türk şeflerinin en önemli görevleri arasında olmalıdır. Başka mutfakları öğrenmek ayıp değildir ama keşfedilmesi ve öğrenilmesi gereken öncelikte ekmeğini yediğimiz Osmanlı ve Türk mutfağıdır.
***Diğer bir hususta sanki özel yemeğinin ismini yabancı dillerde adlandırma alışkanlığı almış başını gidiyor memleketimizde! Ben bir Türk vatandaşı ve Türk mutfağı şefi isem yemeğimin ismini Türkçe koymalıyım arkadaş. Ama başka dillerde onu anlatabiliyorsak  bu biz Türk şeflerinin kültür zenginliği olmalıdır. Ülkemizi, kültürümüzü, tarihimi, ulusal benliğimizi sevip değer veriyorsak Yemeklerimizin ismini de kesinlikle Türkçe koymalıyız.
Has aşçıbaşı & executive Chef | Ahmet Özdemir | Osmanlı ve Türk mutfağı

ÖDÜLÜNÜ VERMEK İÇIN HOLLANDA’DAN BELÇIKA’DAKI RESTORANINA GITTILER


Cumhuriyetimizin 90. Yıl kutlamalarına istinaden:

Hollanda’da Yapılan Miss Globe International Güzellik Yarışmasında Derece Alan Hollanda Ve Belçika Güzelleri Beringen de bulunan Hünkâr Osmanlı ve Türk Mutfağın “da Avrupa’da hakkımızda bilinenin aksine mutfağımızın gerçek yüzünü gördüler. Hollanda ve Belçika güzelleri Bu güne kadar Avrupa’da, çoğunlukta döner kebap ve şiş kebap ile tanıdıkları büyük ölçüde 25-40 metrekareden oluşan ve Türk mutfağı diye anılan fast food’ larin yanında gerçek Türk mutfağının hünkârdaki zengin çeşitleri karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler.
Osmanlı ve Türk mutfağının gönül elçisi Dünyaca ünlü has aşçıbaşı Ahmet Özdemir daha önce organizasyon kurulu tarafından davet edildiği Hollanda’da Yapılan Miss Globe International Güzellik Yarışmasına ziyafet ve protokol çalışmalarından dolayı katılamadı. Bunun üzerine kurul Beringen de bulunan Hünkâr Osmanlı ve Türk mutfağına, ülkemizin ve mutfağımızın Avrupa’ya tanıtım aşamasındaki katkılarından dolayı plaketini 20 kişilik bir grupla ve ilgili güzellerle birlikte bizzat restoranına gelerek ünlü Şef Ahmet Özdemir’e takdim ettiler.
Miss Globe International Güzelleri ve Avrupalı işadamları Topuz Kebabın Tadına Vardılar.
Organizasyon kurulu başkanı Bülent Türker , Hollandalı işadamları, ilgili yazılı ve görsel basın kuruluşları görevlileri, Hollanda ve Belçika güzeli ile Birlikte Misafirimiz Olan Grubu kendi kültürümüze uygun Bir Şekilde Ağırladık. Osmanlı Ve Türk Mutfağı İle Birlikte Şerbetlerimiz Hakkında Da Bilgilendirdikten Sonra Tarihi Lezzet Miraslarımızdan porsiyon olarak değil sadece tadımlık lokmalar halinde 40 Çeşit Tattırdım. Topuz Kebapla Beraber 41 Çeşit. 41 Kere Maşallah Diyorum. Yarışma programına katılamadığım için plaketimi Hünkâr Osmanlı ve Türk Mutfağın “da tarafıma teslim eden organizasyon kurulu başkanı Sn. Bülent TURKER beye de ince düşünceleri için ayrıca teşekkür ederim. dedi.
Has aşçıbaşı Ahmet Özdemir:
ülkemizde mutfağımızla ve aşçılık camiası ile ilgili bu kadar çok birim ve kurumların olmasına rağmen, başarılarımıza camiamızdan önce diğer toplulukların sahip çıkarak desteklemeleri ve ödüllendirmeleri şahsım için gurur vericidir. yine camiamızla ilgili ayni birim ve kurumların Avrupa’daki mutfağımızın ve ülkemizin tanıtımı hakkındaki çalışmaları hususunda işlerini ve sorumluluklarını ne kadar büyük bir özenle takip ettikleri de düşündürücüdür. Dedi.
Çalışmalarının Hollanda, Lüksemburg, Almanya ve Fransa’daki programları ile Osmanlı ve Türk mutfağının gönül elçisi olmaya devam edeceğini belirten ünlü şef Özdemir yiyecek ve içecek menusu hakkında da bizleri bilgilendirdi.
Tarihi lezzet miraslarımızdan:
kahvaltılıklar ve çorbalarımız, soğuk başlangıçlarımız, sıcak başlangıçlarımız, salatalarımız, kara fırınımızdan pidelerimiz, ana yemeklerimiz, sadece bize özel patentli yemeklerimiz, balık çeşitlerimiz ve tatlılarımızdan oluşmakta. Mutfağında sadece sade yağ, tereyağı, ve zeytinyağı kullanan Has aşçıbaşı, Ayrıca hazır hiç bir sos yada ürün kullanmadıklarını belirtti.
Tamamen Osmanlı ve Türk mutfağına yakışan yiyeceklerden oluşan her an misafirlerimizin talebine açık Toplamda 140 çeşit yiyecek menusu bulunuyor. köpüklü Yörük ayranı , şalgam suyu ve farklı çeşitlerde mutlulukların paylaşılmasına vesile Osmanlı şerbetlerinin de mevcut olduğu 50 nin üzerinde de içecek menusu ile hizmet veren ve bunun yanında diş kirası kültürünü de Avrupa’da yaşatmaya çalışan Hünkâr Osmanlı ve Türk Mutfağı bölgesinde İtalyan, Akdeniz ve Fransız restoranlarına bile örnek olmaya devam ediyor.
Has Aşçıbaşı | Ahmet ÖZDEMİR | Osmanlı Ve Türk Mutfağı Gönül Elçisi

BAŞARILI OLABILMEK ICIN KOMPLEKSLERIMIZDEN KURTULMALIYIZ_!


01/04/2015
Son zamanlarda yine de kendini beğenmiş, etiket peşinde koşan, oysa yiyecek ekmeğe muhtaç kendini üst seviye görüp dünyaya yukardan bakan, mutfağımızın marka işverenlerine, ülkem insanlarına ve “şef” kardeşlerime, sesleniyorum. Diyeceğim bir kaç çift lafım var. Yarası olana dokunsun sözlerim. Artık elinde hıyar gördüğümüz her yabancının yanına tuzu alıp koşmayalım!
1.                   bizim kendi kültürümüze ait eski İstanbul’da Kasaplarımızdan bir miras olan asırların Arnavut ciğerine  “iğrenç”  dersiniz!  ama Fransız lokantalarında 10 kati paraya şampanya ile “kaz ciğeri” yer hava atarsınız. Esasında para sende kıro sensin!!! Ama farkında değilsin?
2.                   Yedi kat kültüre, dine, dile, ırka binlerce yıl şahitlik yapmış Urfa’ yı Mardin’i, sümene yi, Amasya kral kaya mezarlarını, Ürgüp ve Kapadokya’ daki tarihi bilmezsiniz; “pisa” kulesini görmek için binlerce Euro vererek İtalya’ya gider doğulu olduğunuz için karşılaşacaklarınızı bilmeden “çünkü bütün Avrupa hasetliğinden ve geçmişe dayali eski hesaplardan Türkiye’yi 3. Sınıf ülke olarak görür. Allah muhafaza hastaneye de giderseniz eğer eski kölelik devrinden kalma –ki biliyorsunuz Avrupa bu konuda ünlüdür, bir soru sizi bekler ve kesinlikle kompleksli bir hemşire tarafından sorulur –1-hangi ırktansınız? 2-Batılı yada doğulu musunuz?” hem para öder hem aşağılanırsınız, ve bundan da son derece mutlu olursunuz!
3.                   Tarihi Geçmişimizde sonu asırlara dayanan “sucuğumuz, kokoreç ve pastırmamıza” burun kıvırırsınız  içinde benden başka her şey olan ve ne olduğu da belli olmayan “sosis’i, sofranızdan eksik etmez, “havada kurutulmuş domuz bacağını” yada “ham”e özenerek bakarsınız lüks mağazalarda. Üstüne de sanki uste para vermişler gibi reklamını yaparsınız ücretsiz! Yabancı menşeli frenchising’ lerde sıcak köpek yani “hot dog” yemenin mutluluğunu yaşarsınız. Yakışır yani!!!
4.                   Ülkemizdeki kendilerini büyük yiyecek içecek zinciri olarak ön plana taşıyan ve tanıtan yerli Markalar, Profesyonel şeflerimizi arkalarına alıp yürüyeceklerine, Asgari ücretle çalışan, tost, makarna ve dürüm yapması bilen çıraklarımızı tercih ediyorlar... “Vermeden almak Allaha mahsus” eyy memleketimin Markaları. Büyük ve başarılı olmak istiyorsanız Ülke mutfağımızın saygıdeğer şeflerinin bilgilerinden faydalanın. Acemi şoförle yola çıkılmaz ilk virajda uçurumda bulursunuz kendinizi.
5.                   Bir Meksika yemeği olan ve barbunya benzeri kıymalı kuru fasulyeden yapılan “ chilli con carne” ’ yi finne dinning VIP restoran menüsüne baş köşeye koyarsınız, etli kuru fasulye yiyenide satani’da  aşağılarsınız, hatta yanına soğan kirana da kıro dersiniz!
6.                    “Alanya kızıl kule’ye, galata kulesine, kız kulesine” gitmezsiniz, dünyanın parasını ödeyerek demirden yapılmış rahmetli dedemden daha genç olan Paris eyfel  kulesine gider oradaki görevliler tarafından aşağılanarak milattan önce 600 ‘lü yıllardaki köle zihniyeti ile 500 kişinin arkasına sıraya girergık ınızı çıkarmadan 4 saat bekleyerek ziyaretinizi gerçekleştirir ama dilinizden de düşürmezsiniz, oysa memlekette bir market veya devlet dairesinde 10 dakika beklesiniz sadrazam torunu kesilir binayı birbirine katarsınız…
7.                   Yine ülkemizde burnumuzun dibinde Side’yi, Aspendos’u, apollo yu ve çevresinde bulunan 1000 yılı askın tarihi değerleri bilmezsiniz Yunanistan in aciz, taşra ve tarihimizin yok edildiği adalarında çektiğiniz rezillikleri unutarak dostlarınıza sadece “Yunanistan’a gittik” diyebilmek için anlata anlata bitiremezsiniz. Egonuz yerine geldi mi simdi?
8.                   İngiltere’de eski bir isçi ve köle yemeği olan yanında patates kızartması ve sirke ile (o zamanlar o memlekette ketçap mayonez olmadığı için) gazete kâğıdından  külahların içinde servis edilen fish and cips’i yine fine dinning restoran menülerine koyarak gururlanırsınız ama bizim çiroz umuzu beğenmezsiniz hatta belki bilmezsiniz! Unutmayın bizler o gazete kâğıdından külahlarda 20 sene önce bakkallardan günebakan çekirdeği alıyorduk bardakla, hatırlatırım size!!!
9.                   Bizim kayıtlarımızda demeyeceğim belki inanmazsınız!!! Fransız “Broken” in kayıtlarına göre dünyada ilk defa 15. Yy. da Osmanlı döneminde kesiş dağından getirilen buz ve karlar ile Bursa da ve İstanbul’da  yapılan dondurmayı bilmezsiniz ama ilk defa bizden 200 yıl sonra 17. Yüzyılda Avrupa’da görülen Fransız İtalyan dondurmalarını sanki size üste para vermişler gibi anlatır yüzlerce çeşidini sosları ile birlikte menülerinize koyar başka ülkelerin ürünü imiş gibi karsınızdaki insanlara anlatmaktan mutluluk duyarsınız. Allah rızası için Hiç tarihinize dayalı vicdanınızdan utanmıyor musunuz ? vatana ihanet ile mutfağımıza ihanet arasında ne fark var? Eğer hatırlarsanız bizimde asırların bıçakla, satırla, balta ile kesilen  Maraş dondurmamız var!!!  Bu ne vicdan, bu ne rahatlık, Siz hangi taraftasınız arkadaşlar ?
10.               900 yıldır tokat, Ürgüp, Nevşehir’den Osmanlı döneminde dahi dışarıya gayri Müslümler tarafından satılan şarapları bilmez ve beğenmezsiniz ama ayni ürün ve ayni üzümden yapılan don peryonukarşınızdakine bir tanrı gibi anlatırsınız adeta! Bu arada başarılı insanları “copy-pace” yapıyor diye suçlamaya çalışan kardeşlerim_! Hatırlatırım size –ki “Bir insanın zikri ne ise fikri odur” kendini çok zeki sanan arkadaslar unutmayın ki herkesin yaptıkları ortadadır. “tilkiyi çok akıllı diye tavuk kümesine bekçi yapmazlar.”
11.               Bizim kültürümüz altında yasamış ve yıllarca dost kaldığımız Kürtlerin, Rumların, Süryanilerin ve Ermenilerin bizim kültürümüze kazandırdığı; mezeleri soğuk ve sıcak başlangıçları gidersin yunan mutfağındanmış gibi menülerinize koyar başka ülkelerin mutfak hanesini yazılmasına yardımcı olursunuz!
12.               Binlerce yıllık Çerkez mantımızı ravyoli ile değiştirerek bazlamamızı, Bafra, Karadeniz pidemizi, Konya’nın etli ekmeğini bilmez, yiyenleri de alt seviye insan olarak görürsünüz. Ama menülerinize çeşit çeşit pizzaları koyarak kendinize göre sınıf atladığınızı düşünürsünüz. Siz hangi taraftasınız?  Acaba menümüze koyduğunuz yemeklerimizin ismini yabancı dillerde söylediğiniz yada yazdığınız zaman o yemek daha mi lezzetli oluyor ?
13.               Bizim eriştemizi, oğmac’ ımızı, darı aşını, bazlamamızı, cızlama’ mızı bilmez, İtalya’ya makarna kursları düzenler ve hatta gruplar kurarak binlerce Euro öder makarna yapmaya gidersiniz.! Gidene mi yanayım, harcanılan paraya mi, yoksa götürenlerimi isyan edeyim ? ayrıca bu kursları düzenleyen Osmanlı ve Türk mutfağına hizmette bulunduğunu iddia eden ülkemizdeki dernek, federasyon gibi resmi kurumlar…!!!
14.               Türkiye 70 milyon, dünya 7 milyar.! Her şey bizim kültürümüzden ibaret değil elbette ama hangimiz bunun farkında? Usa ya göre 194 ama gerçekte 224 ülke var dünyada. Dinler, diller, insanlar, ırklar ve kültürler...
Doktor hastasının hastalığını bilmeden onu tedavi edemez. Biz önce kendimizdeki tarihi lezzet miraslarımızı, mutfak hazinemizi öğrenmemiz lazım ki mutfağımızdaki hastalığa tedavi koyabilelim.  Biz bize ait olanı bilmezsek dümensiz bir gemi misali her rüzgârda farklı bir limana gideriz yada kayalıklara çarpar denizin dibini buluruz. Önce bize ait olanı bilmemiz ve öğrenmemiz gerekiyor..! 
Unutmayınıki Asil Azmaz, Bal Kokmaz. Kokarsa Yağ Kokar, Çünkü Aslı Ayrandır.
15.                Osmanlı ve Türk mutfağına hizmet verdiğini, bu konuda çalışmalar yaparak otorite olduğunu iddia eden arkadaşlar sözüm sizedir;
Bizim mutfağımız “Fransa Paris’te” alanında kaliteli ve ünlü bir restorana oturarak gurme olduğunu iddia eden ama acizliği bütün profesyonellerce gözüken ama o ahmak ki bunun farkında olmayan devlet televizyonu yapımcısı ile oturuyorlar.
kardeşim Osmanlı ve Türk mutfağını konuşuyorsunuz ama Fransız lokantasında oturuyorsunuz!  Yok muydu yani o bölgede bir Türk lokantası? yine bizim mutfağımızı konuşuyorsunuz ama pizza, kanaloni, lazanya, peeni, istiridye, ve portakallı ördek yiyip şampanya içiyorsunuz! 
16.               Bizim mutfağımızı konuştuğunuz için söylüyorum sadece acaba diyorum bizim mutfağımızı konuşurken acizane ülkemize ait yöresel pidelerimizden, Arnavut, Edirne ciğerimizden, eriştemizden, tandırımızdan, cızlamamız dan, şalgam suyu ve ayranımızdan, sarmamızdan, dolmamızdan, kuru yufkamız, keşkeğimizden yada keklik dolmamızdan bahsetseydiniz daha iyi olmaz miydi.? Esasında bırakın tereyağlı bazlamayı, tortilya ekmeği bile çok size!!!
17.               Kendinize ve konsept çizginize saygınız olsun biraz. Kime hizmet ediyorsunuz? Amacınız nedir? Bu ülkenin mutfağından yemek yiyip ailelerinizi geçindiriyorsunuz, yarışma’ larda mason legalleri ve madalyalar takarak ile göğsünüzü kabartıyorsunuz, Osmanlı ve Türk mutfağı menusu yapıyorsunuz danışman olarak,  yaptığınız menünün %60 ı yabancı, %30 u  uydurma %10 inandırıcı_!!!! Yapmayın kardeşim! Yapmayın! ingilizce türkce menü yapıyorsunuz ama menünün “Türkce bölümündeki” yemeklerin isminin %70’ i ingilizce kelimeler, ingilizce bölümü zaten ingilizce! açıp bakin menülerinize! Bırakın bilenler yapsın bu işi...
            Biz, bize faydalı olmamız lazım, başkalarına değil. Biz önce bizi ve mutfağımızı, tarihimizi  bilmemiz lazım. 4 çeşit makarna bildiği için piyasaya “SEF” olarak çıkan ve gerçek şefleri almış oldukları maaş ile mağdur ve issiz bırakan genç arkadaşlar...  Altın piştikçe değer kazanır. Ustalarınızın yanında biraz daha pişin ve kendinizi  daha büyük uluslararası başarılara hazırlayın. Zaman zaman duyuyorum 5000 lira maaşla çalışan kendi şefinin, ustasının yerini 2500 lira maaşla ustasına hainlikle devralan kardeşlerimiz!
            Mesleğimizde her şeyden önce ahlak ve saygı gelir.  Her türlü bilgi eksikliği giderilir ama karakter eksikliği giderilemez...
            “sende bir yumurta var, bende bir yumurta var. Ben yumurtamı sana vereyim, sen yumurtanı bana ver. Şimdi sende de bir yumurta var bende de bir yumurta var. Ama bende bir bilgi var sende bir bilgi var. Ben bilgimi sana vereyim sen bilgini bana ver... Ne oldu?
ikimizde kazandık!  “Şimdi Sende İki Bilgi Var Ben De İki Bilgi Var.  Bilgi paylaştıkça artar. Mutfak geçmişimiz ve tarihimiz hakkındaki bilgileri paylaştığımız takdirde ülkemize ve mutfağımıza daha faydalı olabileceğimizi düşünüyorum. Bu bir hizmet yarışıdır ve mutfağımıza hizmet eden ve katkıda bulunan herkesten Allah razı olsun. Şimdiden sevgili okurlarıma, yakın ilgilerine teşekkür eder çalışmalarınızda sonsuz başarılar dilerim...
sosyal aglardaki paylasimlarim :
Koordinatör “Has Aşçıbaşı” & Exc. Chef Ahmet Özdemir | Osmanlı Ve Türk Mutfağı dünya gönül elçisi | akdenizsef@gmail.com