Uluslararasi standartlara sahip vip restoranlar, Delux Tatil koyleri ve otel acilislari yaparak yiyecek ve icecek departmalarinin ilgili sistemlerini kurar
Hakkımda
- Has Aşçıbaşı
- Mutfak Danışmanlığı Ve Yiyecek İçecek Danışmanlığında Hizmet Alanlarım... • Yeni Restoran Açacak Olanlar, Tüm Restoranın Sistem Ve Operasyonu (Küçük Açılış Ve Büyük Açılış Min. 6-7 Ay) • Tüm Mutfak Ve Servis Mesleki Eğitimleri • Daha Önce Restoran Açmış Ama İstediği Başarıyı Yakalayamamış Yiyecek Ve İçecek İşletmeleri, • Cazip Fiyatlar İle Hazır Bir Restoran Alarak Konsept Değiştirmek Amacı Taşıyanlar, • Yeni Bir Restoran Alarak Hizmet Kalitesini Yükseltmek İsteyenler, • Uluslararası Standartlara Sahip Butik Oteller • Uluslararası Standartlara Sahip Yıldızlı Oteller • İlk Mutfak Kurulumları • Yiyecek Ve İçecek Menü Tasarımları • Sadece İlgili İşletmeye Özel Patentli Yemekler İsteyenler, • Sadece İlgili İşletmeye Özel Pişirme Teknikleri İsteyenler, • Sadece İlgili İşletmeye Özel Yeni Emsalsiz Yemek Tasarımları İsteyenler, • Sadece O İşletmeye Farkındalık Yaratmak İçin Özel Sunum Teknikleri İsteyenler, • Özel Devlet Yemekleri, • Özel Holding Yönetim Kurulu Yemekleri, Çalışma Konseptim Hangi Mutfaklardır? Osmanlı Saray Mutfağı Eski İstanbul Mutfağı Geleneksel Türk Mutfağı Akdeniz Mutfağı Vejetaryen Mutfağı Anadolu Mutfağı
Chef etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Chef etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Mayıs 2016 Salı
Has Aşçıbaşı-Gerçeğini Bilmeden Geliştiremezsiniz_!!!
*****Öncelikle sözlerim yarası olan saygı duymadığım meslektaşlarıma’ dır. Üzerlerine alınabilirler. Yarası olmayan meslektaşlarıma da saygı duyuyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.
*****Saygıdeğer meslektaşlarım; Tabiatın kuralı Orjinalini bilmediğiniz bir şeyi değiştiremezsiniz ! bizim mutfağımızda yemeğin kendisi tabakta bir dekor olarak durur ve porsiyonlarımız doyurucudur. Çoğunluğunun içerisinde koruk suyu ve kuru meyveler olduğu için ekşi ve tatlımsı olarak keskin tadlar içerir. Kendi sosunda tencerede yada fırında kısık ateşte uzun surede pişerler. Tarihi yemek kitablarımızdan en azından olanları araştırın biraz. Diyorsunuz ki mutfağımızı geliştiriyoruz !
*****Bilgisinden degil sadece konuşmuş olmak icin konuşan“mutfak fakiri o cahil şefe” sesleniyorum. Neymiş osmanlıdadeniz ürünleri yokmuş ! Halt etmişsin sen! Bir de kendi tezgahına kendisi bıçak saplamış ve duyarsızca poz vermiş.! Sen Osmanlı Mutfağından bahsetmeden önce bu meslekte “aşçı tezgahına saplanan bıçağın” ne anlama geldigini öğren cahil !!! Öyle önlüklere gömleklere koskocaman Chef yazdırmakla, herhangi bir başarıya dayalı olmaksızın boynuna taktığın madalyalar ile aşçıbaşı yada şef olunmuyor. Etrafınızı kandırabilirsiniz, kendinize özendirebilirsiniz ama asla aynaya baktığınızda kendinizi kandıramazsınız.
*****Bu arada yine o “mutfak fakirine” seslenerek Osmanlıda “deniz ürünleri hakkında” iki örnek bilgi veriyorum;
01 - Fatih Sultan Mehmet han’ ın sofrasında Karidye (karides), balık yumurtası (beyzai mahi) kurutulmuş balık (çiroz) kekikli morina baliği, ve istiridye vardi. 15. yy sirvani-26 çeşit deniz haşeratı listesi’ de mevcut. Ama mutfak tarihimizde de bir gerçek daha var ki deniz ürünleri içki meclislerinde daha çok tüketilen bir sofra çeşidi idi..!
02 - Boğazın tapusu bizde (ikinci Mahmut deniz haşeratına düşkün) kılıç balıkları Marmara’yı hızlı geçip Ege ye doğru inince sarayda agalar ve pasalar arasında münakaşa çıkıyor. Divani hümayunda görüşülerek Çanakkale boğazında, yada Marmara’da yakalanıp geri getirilmesi diye emir çıkıyor) ..! Mesaj alındımı sevgili Popüler Executive Chef ?
*****Ayrıca şerbet farklıdır, şurup farklıdır. Zahmet edinde şirvani’ ye bakin biraz araştırın. Bir çok meslektaşım şerbeti şurup şurubu da şerbet olarak tarif ediyorlar hemde ulusal televizyonlarda ve sipariş üzerine bastırdıkları yemek kitaplarında. Popüler olmak uğruna bilgi fakirliğinizi farkında olmadan kamuya ilan ettiğiniz gibi mesleğimize hevesli insanları dayanlış bilgilendiriyorsunuz. Unutmayın önemli olan popüler olmak değil bilgili olmaktır.
*****Allah rızası için üniversitelerde verdiginiz seminerlerde bari genç meslektaşlarımıza bu bilgileri doğru düzen verin. Bakın size en yakin kaynakları veriyorum. Alanında konuya vakıf olan Sn. Arif Bilgin yada Sn. Özge samancı gibi hocaların eserlerini okuyun biraz ve öğrenin… Yada katıldığınız bu programlarda kaynağa dayalı olmaksızın mutfak tarihimiz hakkında konuşmayın!
*****Ülkemizde bir çok mevcut ve yeni yapılan yiyecek icecek sektöründeki bir çok işletme Türkiye siyasetindeki gelişmelerle birlikte osmanlı ve Türk kültürü adı altında kendisini lanse etmeye çalışıyor. Ayni zaman da da, daha tarihimizdeki yemek pişirme tekniklerini bilmeden bir çok şef diye tanınan ve sadece yarışmalarda juri olarak boy gösteren ve mutfak tezgahında hiç bir zaman elinde bıçakla mesleğini göremediğimiz şovlar ile hayatını idame ettiren mesleki kardeşlerim var.
*****Diğer bir hususta da yine büyük şef olarak bilinen ama bir balık filetosu bile almasını bilmeyen, bir vampir gibi ekibinde bulunan gercekten usta kısım şeflerinin becerilerinden beslenerek “BEN YAPTIM” Executive Chef’ ler… Ekibindeki kısım şeflerinin yaptıkları ile ayakta duran, etrafına “BEN” diye kendisini lanse etmeye çalışan Executive Chef’ ler… Kendi bilgisine, idareciliğine, mesleki tecrübesine güvenerek herhangi bir yeni otele yada restorana mevcut ekibin üzerine tek başına gidebilecek Şef sayısı Türkiye’ de acaba kaç tanedir? Bu şeflerimizin bir kısmıda da öyle bir yabancı mutfaklar özentisi taşıyorlarki sanırsın nüfus kaydı örneği o ülkede kayıtlı. Kendisindeki "altını bilmeyen ama yabancıların teneke metalinin savunucuları !
*****Osmanlı ve Türk Mutfağına Dünyada Gönül veren ve hizmet eden bir “has aşçıbaşı” olarak İşte ağırıma giden bu konu ! onlara diyorum ki;
*****Bir vilayetimizin bile tarihimizden gelen mutfak zenginliği günümüzde özenilen bazı ülke mutfaklarının fakirliğini ikiye katlarken, 7 bölgemizi ve tarih sıralamasındaki öncelikte Türkmutfağını ve sonrasında istanbulun fethi ile birlikte imparatorluğumuz zamanında gercek zenginliğine kavuşan Osmanlı mutfağını ve Anadolu tarihini dikkate aldığımızda Dünyadaki hiç bir mutfak bizim mutfağımız ile kıyaslanamaz! İşte bu da ülkemizde şef diye geçinen kardeşlerimizin tarihi bilgi fakirliğidir. Bu arkadaşların karakterlerindeki yemekleri ille yabancı dilde olacak ve illaki menülerinde başka ülkelerin adı anılacak.
*****Yine o Şeflere diyorumki; Tabaklara koyduğunuz dekorların içinde misafirleriniz yemek arıyor. Tabaklara dantela kalemler ile çizdiğiniz desenler yemeğinizi daha lezzetli vevazgeçilmez hale getirmez.
*****Bizim mutfak kültümüzde koskocaman 32 cm’lik tabakta yumurta büyüklüğünde bir “Suşi" tarzı bir lokmalık ana yemek yoktur! Ayrıca de karşınızdaki misafiri “hıyar” yerine koyup o bir lokmanın yanına yerleştirdiğiniz nane yaprağını yarim saat zorlanarak anlatırken acaba o misafir icinden size neler diyor?
*****Bu mutfak ülkemizin gelecegine, ve mesleğimizdeki yeni yetişen nesillerimize kıyamete kadar lazım. Bizim mutfak kültümüzde; karpuz tadında peynir, balik tadında et, armut tadında fasulye, lahana tadında baklava, helva tadında turşu yoktur. bu calışmalar moleküler e füzyon mutfaklarındadır. Ya mesleğinizi değiştirin, ya isletmenizi, yada mutfak konseptinizi veya bu işi bilen bir “şefin” yanında yetiştirin kendinizi. Ama yaptığınız bu yeniliklerin adına“Osmanlı ve Türk mutfağı” çeşidi’ dir demeyin, kirletmeyin mutfağımızın ismini.
*****Tekrar ediyorum; En azından Osmanlı ve Türk mutfağı hakkında degil kendi alanınız ile ilgili yazı yazın ve demeç verin, ilgili programlara katılın. Bırakın Osmanlı ve Türk mutfağıhakkında konuya vakıf olanlar, bunu bilenler konuşsun yazsın. Türk şefiyim ama konseptimİtalyan, Fransız, Akdeniz, Cebelitarık yada Yunan diyebilirsiniz, bu ayıp degil. Saygı duyarım, duyarlar, alanında bilgili en azından çizgisi belli derler ve derim, belki sizden alanınızda bilgi bile isteyebiliriz, isteyebilirler. Ülke mutfağımız haricinde başka konseptlerde de saygıdeğer Türk şeflerine ihtiyacımız var.
*****Ayrıca ülke mutfağımıza gönül vermiş saygıdeğer Türk şefleri; Osmanlı ve Türk mutfağıadına yaptığınız çalışmalar ve organizasyonlar ile söz konusu yabancı ülke mutfakların market raflarındaki paketlenmiş ürünlerinin, soslarının, bulyon’ larının, katkı maddelerinin ülkemizdeki takipçisi, reklamcısı, savunucusu, sözcüsü olmayınız Mutfağımızın tarihi lezzetlerini o yabancı markalara indekslemeyiniz ve indeksletmeyiniz lütfen, öncelikte kendi mutfağımız ve ürünlerimizin takipçisi, reklamcısı, savunucusu, sözcüsü olmamız gerekmiyorumu?
*****Mesleğimiz ile ilgili ata sözümüzde de “balık baştan kokarmış” denmiyor’ mu? şimdi ne alakası var niye diyeceksiniz…
*****Yukarıda bahsettigim tüm “NEGATİF” çalışmaları zaten yapanlar ülke mutfağımızı geliştireceğiz, takipçisi, reklamcısı, savunucusu, sözcüsü olacağız diye kurulan ve aşçılık camiasının yani sizlerin aidatları ile “KURULAN ve yine camiamızdan bazı BESLENEN” ilgili “Federasyon ve Derneklerimiz” değilmidir ?
Saygılarımla…
Koord. Has Aşçıbaşı & Exc. Chef | #Ahmet Özdemir | #Osmanlı ve #Türk Mutfağı http://hasascibasiahmetozdemir.com Dünya Gönül Elçisi | akdenizsef@gmail.com
Etiketler:
Ahmet özdemir,
akdeniz,
anadolu,
Chef,
dünya gönül elcisi,
Has Aşçıbaşı,
kebap,
mezopotamya,
osmanlı,
ottoman cuisine,
örnek Türk Şefi,
profesyonel,
ressam Şef,
seyyah,
topuzkebab,
Turk Mutfağı,
Turkiye
3 Mayıs 2016 Salı
!!! HALKIMIZA ÖNEMLI DUYURUDUR !!!
+++Ben Domuz eti yemem ve Yedirmem Diyenler Okusun Lütfen;
+++Bir çok yiyecek, içecek, çikolata, domuz suyu, eti, Bisküvide, dönerde, ilaçlarda, kıymalarda, salamda Yağı yiyoruz. Türkiyede Domuz çiftliklerinde 3,8 milyon kg. domuz eti üretiliyor. Peki bu Domuzlar nereye gidiyor_? +++Paketlenmiş ve işlenmiş yiyecek ve içecekleri marketlerden aldığınız zaman Son Kullanım Tarihi ile beraber üzerinde bulunan kodlarınıda kontrol ediniz.+++(E - KODU) Emulsifant: Renklendirici, Katılaştırıcı, Koruyucu ve Dayanıklılığı Temin Edici (1) Graise animale (2) Jelatin (Gelatine) (3) Rennet (Peynir) (4) Giycine (5) Leucine (6) pepelin (7) spermacati (8) Gyecerol (09) osyrearin (10) olce stearin (11) Mono Ve Digliserid’leri+++israil’e bile girmesi yasak olan domuz yağı (lard oil & domuz yağı) içinde bulunan yağ asitleri aşağıdaki gibidir.(1)Miritik Asit (2) Palmitik Asit (3) Stearik asit (4) Miristoleik Asit (5) Arahidonik Asit(6) Palmitoleik Asit(7) Oleik Asit (8) Linoleik Asit+++Domuz yağı katkı maddeleri uluslararası (E) kodları :E-100 E-102 E-103 E-110 E-111 E-120 E-123 E-124E-125 E-126 E-127 E-128 E-140 E-141 E-142 E-152E-153 E-210 E-213 E-214 E-226 E-234 E-252 E-270E-280 E-325 E-326 E-327 E-334 E-335 E-336 E-337E-420 E-430 E-431 E-432 E-433 E-434 E-436 E-442E-470 E-471 E-472 E-473 E-474 E-475 E-476 E-477E-478 E-480 E-481 E-482 E-483 E-481 E-489 E-491E-492 E-493 E-495 E-542 E-550 E-570 E-572 E-551E-631 E-632 E-633 E-635 E-904
• Video-02 : https://www.youtube.com/watch?v=AR8E4PlG6h4
• Video-03 : https://www.youtube.com/watch?v=iVojrDz-pCk
• Video-04 : https://www.youtube.com/watch?v=63M22d5olrI
• Video-05 : https://www.youtube.com/watch?v=_IvVEMaP1C8
• Video-06 : https://www.youtube.com/watch?v=eYyv0G3-Mus
• Video-07 :https://www.youtube.com/watch?v=u8piDYzrUFk
• @-Mail : akdenizsef@gmail.com
• iletişim : + 90 532 100 18 22
Belirtilen İhtiyaç Duyduğunuz Alanlarda Bizi ARAYABİLİRSİNİZ..!
+++Bir çok yiyecek, içecek, çikolata, domuz suyu, eti, Bisküvide, dönerde, ilaçlarda, kıymalarda, salamda Yağı yiyoruz. Türkiyede Domuz çiftliklerinde 3,8 milyon kg. domuz eti üretiliyor. Peki bu Domuzlar nereye gidiyor_? +++Paketlenmiş ve işlenmiş yiyecek ve içecekleri marketlerden aldığınız zaman Son Kullanım Tarihi ile beraber üzerinde bulunan kodlarınıda kontrol ediniz.+++(E - KODU) Emulsifant: Renklendirici, Katılaştırıcı, Koruyucu ve Dayanıklılığı Temin Edici (1) Graise animale (2) Jelatin (Gelatine) (3) Rennet (Peynir) (4) Giycine (5) Leucine (6) pepelin (7) spermacati (8) Gyecerol (09) osyrearin (10) olce stearin (11) Mono Ve Digliserid’leri+++israil’e bile girmesi yasak olan domuz yağı (lard oil & domuz yağı) içinde bulunan yağ asitleri aşağıdaki gibidir.(1)Miritik Asit (2) Palmitik Asit (3) Stearik asit (4) Miristoleik Asit (5) Arahidonik Asit(6) Palmitoleik Asit(7) Oleik Asit (8) Linoleik Asit+++Domuz yağı katkı maddeleri uluslararası (E) kodları :E-100 E-102 E-103 E-110 E-111 E-120 E-123 E-124E-125 E-126 E-127 E-128 E-140 E-141 E-142 E-152E-153 E-210 E-213 E-214 E-226 E-234 E-252 E-270E-280 E-325 E-326 E-327 E-334 E-335 E-336 E-337E-420 E-430 E-431 E-432 E-433 E-434 E-436 E-442E-470 E-471 E-472 E-473 E-474 E-475 E-476 E-477E-478 E-480 E-481 E-482 E-483 E-481 E-489 E-491E-492 E-493 E-495 E-542 E-550 E-570 E-572 E-551E-631 E-632 E-633 E-635 E-904
• Video-02 : https://www.youtube.com/watch?v=AR8E4PlG6h4
• Video-03 : https://www.youtube.com/watch?v=iVojrDz-pCk
• Video-04 : https://www.youtube.com/watch?v=63M22d5olrI
• Video-05 : https://www.youtube.com/watch?v=_IvVEMaP1C8
• Video-06 : https://www.youtube.com/watch?v=eYyv0G3-Mus
• Video-07 :https://www.youtube.com/watch?v=u8piDYzrUFk
• @-Mail : akdenizsef@gmail.com
• iletişim : + 90 532 100 18 22
Belirtilen İhtiyaç Duyduğunuz Alanlarda Bizi ARAYABİLİRSİNİZ..!
+++Koord. Has Aşçıbaşı & Exc. Chef | Ahmet Özdemir | Osmanlı ve Türk Mutfağı Dünya Gönül Elçisi
• Video-01 : https://www.youtube.com/watch?v=x64iQn9WWMM
Etiketler:
Ahmet özdemir,
akdeniz,
anadolu,
Chef,
dünya gönül elcisi,
Has Aşçıbaşı,
kebap,
mezopotamya,
osmanlı,
ottoman cuisine,
örnek Türk Şefi,
profesyonel,
ressam Şef,
seyyah,
topuzkebab,
Turk Mutfağı,
Turkiye
TÜRK AŞÇIBAŞILARININ SOSYAL VE KÜLTÜREL OLARAK KENDILERINI YETIŞTIKLERINI PERÇINLENMIŞTIR.
05/19/2015
İlgili kurumların isteği üzerine Avrupa’nın merkezinde Belçika Türkiye kültür festivaline servis ve mutfak organizasyonunu yapmak, mutfak kültürümüzü tanıtmakla görevlendirildim. Hazırladığım ilgili broşürler, tanıtımlar, şerbetlerimiz ve mutfağımızla festivalin parlayan yıldızı olduğumuzu gururla belirtmek isterim. Bunu ben değil Belçika’nın en yüksek tirajlı gazeteleri soyluyor. ülke mutfağımızı layıkıyla tanıttım.(ilgili gazete kupürleri ayrı bir haber olarak yayinlanacaktir)
Belçika ve Avrupa da yasayan gurbetçi misafirlerimiz; giriş kapısının üzerindeki Bedesten Osmanlı Mutfağı afişini görünce adeta inanamadılar ve bir çocuk gibi sevinip heyecanlandılar. Kendi deyimleri ile Sanki yemeklerini Belçika’da Limburg ta değil de Türkiye’de yediler.
Türkiye & Belçika Kültür Festivali Belçika, Brüksel’de yapılan tüm Avrupa’nın ve ilgili bakanların da katıldığı Türkiye & Belçika kültür festivalinde dünyada ilk kez bir Has aşçıbaşı olarak kişisel resim sergisi açmanın ve bu şekilde sanat dünyasında da kayıtlara geçmenin mutluluğunu yaşıyorum. Türk aşçıbaşılarının sosyal ve kültürel olarak kendilerini yetiştiklerini perçinleyen bir Türk Has aşçıbaşı olarak misafirlerimin damak tadına hitap ettikten sonra göz zevkine de ikinci bir sanatım olan ressamlık ile hitap etmenin, profesyonellikten ve insanlara faydalı olabilmek duygusundan kaynaklandığını belirtmek isterim. Ayrıca yağlıboya tablolarımın konusu da mesleğim ile bütünlesen yemek resimlerinin olması sanat dünyasında konuyu daha da ilginç hale getiriyor. Ama en ilginç olanı Avrupa’nın merkezinde dünyada ilk kez bir aşçıbaşı tarafından yapılan böyle bir çalışmaya bir Türk şefin imza atmasıdır... ilgili Flaman gazeteleri ve televizyonları böyle diyor.
Belçika Kültür Festivali Belçika’nın Limburg bölgesi büyükşehirlerinden biri olan ve Türk toplumunun yoğun olarak yaşadığı Genk şehrinde mehter marşları nidaları ile açıldı. 5 gün boyunca Genk Limburghal Kültür Merkezinde devam eden Festivalde Anadolu topraklarında yüzyıllar boyunca mayalanmış kültür, sanat, din ve tarih değerleri, bir çok sergiler, el sanatları uygulamaları, konserler, sanat gösterileri yoluyla hem Avrupalı Türklere hem de Avrupalı komşularımıza tanıtıldı.
Türkiye-Belçika Kültür Festivali aynı zamanda iki ülke arasında köprü olmayı amaç edinen ve farklı din ve kültürlerin birlikte yaşamasının korku değil toplumsal zenginlik nedeni olduğuna işaret etmeyi hedefleyen bu özel programın açılışında başta T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığını temsilen başta Başkan Kemal Yutrnaç olmak üzere beraberinde kurum yöneticileri, AK Parti Ankara milletvekili Nurhan Şanlı, Tanıtma ve Kültür Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr.Abdurrahman Aracı, TC Brüksel Büyükelçisi Mehmet Hakan Olcay, Anvers Başkonsolosluğu’dan Muavin Konsolos Sarp Erzi, TC Brüksel Kültür ve Turizm Müşaviri Kenzi Güzel-Çulhaoğlu, Mardin Belediye Başkanı Mehmet Beşir Ayanoğlu, Genk Belediye Başkanı Wim Dries, Limburg bölgesinde görev yapan yerel yöneticilerimizden Heusden-Zolder belediye encümeni Engin Özdemir, Houthalen-Helchteren Encümenleri Mustafa Aytar, Göksal Kanlı, Maasmechelen encümeni Mustafa Uzun, Limburg Eyalet Meclisi Üyesi Fatma Yıldız festivale katılanlar arasında bulundular.
Genk şehir merkezinde yapılan gösteriler sonrası festivale katılan yüzlerce davetliye verilen öğle yemeğinin ardından Türkiye-Belçika Kültür Festivalinin açılışı özel konukların yaptığı konuşmalarla resmen yapılmış oldu. Açılış konuşmalarında Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD) Belçika Başkanı Eşref Yağcıoğlu, AK Parti Ankara milletvekili Nurhan Şanlı, Tanıtma ve Kültür Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr.Abdurrahman Aracı, T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kemal Yutrnaç, TC Brüksel Büyükelçisi Mehmet Hakan Olcay, Mardin Belediye Başkanı Mehmet Beşir Ayanoğlu, Genk Belediye Başkanı Wim Dries birer konuşma yaparak festival hakkında duygu ve düşüncelerini paylaştılar.
Türkiye-Belçika Kültür Festivali, 3 Nisan 2013 tarihinde başlamış olup 7 Nisan'da TC Diyanet İşleri başkanı Mehmet Görmez'in iştiraki ile Avrupa Kutlu Doğum Programların açılış töreni ile son bulacak.
Almanya ve Hollanda sınırı yakınlarındaki bulunan Genk şehrinde başlayan Türkiye-Belçika Kültür Festivalinde 5 gün boyunca konserler, halk dansları, konferanslar, imza günleri, söyleşiler, toplantılar, neyzen, semazen, sergiler ve stand up gösterileri yer bulacak. Festivalde ayrıca ebru, halı dokuma, hat, tezhip, çini, cam işleme, lületaşı oyma, çömlekçilik ve kum sanatı gibi el becerileri sergileniyor.
Türkiye-Belçika Kültür Festivalinin ilk gününde özellikle Mardin THM MAREV Korosu ile ünlü sanatçı Uğur IŞILAK tarafından verilen konser izleyenlerin gönüllerinde iz bıraktı.
Etiketler:
Ahmet özdemir,
akdeniz,
anadolu,
Chef,
dünya gönül elcisi,
Has Aşçıbaşı,
kebap,
mezopotamya,
osmanlı,
ottoman cuisine,
örnek Türk Şefi,
profesyonel,
ressam Şef,
seyyah,
topuzkebab,
Turk Mutfağı,
Turkiye
“AVARE” İNSAN HEM KENDINE HEM ETRAFINA ZARAR VERIR...
09/25/2014
Günümüzde toplumumuzun bir kısmını içten içe kemiren “avarelik”, kanserden daha tehlikeli bir hastalık haline gelmiştir. Tembellikle yıllarca yerimizde sayıp, hiç bir şey üretemeyerek kendimize zarar verdiğimiz gibi, halimize bakmadan sınırsız ve süresiz negatif eleştirmenliği bir meslek haline getirmişiz. 3 yada 4 kişi bir araya gelir gelmez dedikodu mesaisine başlayarak odaları, kurumları eleştirip, daha da ileri giderek hükûmeti düşürüp bürokratlar atayarak, masa arkadaşları ile yeni bakanlar, başbakanlar seçip, kendisini de cumhurbaşkanı ilan eden vilayetini bile daha görmemiş, köyündeki ormancıyı validen daha üstün sanan zavallı “avare” insanlar...Bu arada dedikodu görevlileri ilgili mekanlarda, sanki maaş alırmış gibi her gün ayni saatte mesailerine başlıyorlar. Gece geç saatlere kadar da dedikodu ve eleştiri ürettikleri için ağır maden isçisi konumundalar kendilerine göre. Yani bir devlet memurunun 2 kati mesai yapan “bos gezen ve kalfaları” ...
Kariyerli insanlar için gündemleri ise ;
Kulübede çalışıyordu düne kadar simdi nasıl fabrikatör oldu? bu insan buralara nasıl geldi? Ne kadar çok yolsuzluk yaptı? Kardeşi şöyledir, annesi böyledir, altındaki arabayı nasıl aldı? Daha dün yiyecek ekmeğe muhtaç idi, cahilin tekidir o, daha dün amcamın yanında isçi olarak çalışıyordu, onların hepsinin yaptığı işi tek elimle yaparım ben, onu devletteki göreve kardeşim getirdi, Bu serveti nasıl kazandı? Bize ihanet etti vs. vs. vs...
Bu tür karakterlerin işi kendilerine ait bir şey olmadığı için başkalarına ait olanları konuşmak!!! Oysa o eleştirdiği iş adamının, sanatkârın, esnafın, siyasinin zamanında hangi zorluklara katlandığını neler çekerek o noktaya geldiğini bir bilse, oturup ağlayacak belki de, yine işte o zavallı...
Peki bu seviyesiz eleştirileri, gıybetleri yapan boş gezen ve kalfaları hiç aynaya bakıp soruyorlar mı kendilerine acaba;
Ben bu güne kadar kaç tane taşı taş üstüne koydum? Başladığım kaç isi başarı ile bitirdim? Son 20 yıldır onlara yardımcı olmak varken neden halen annemin babamın emekli maaşına muhtacım? Niye karimin sırtından geçiniyorum yıllardır? Neden devamlı bir işte çalışamıyorum? Neden topluma faydalı bir şey üretemiyorum? Ev kiramı niye ben ödeyemiyorum da akrabalarım ödüyor? Neden birileri elimden tutmadan yalnız başına ayakta kalmayı beceremiyorum?..... Neden?
Sormazlar!!! Gerektiğinde savunmaları hazırdır çünkü kendilerine göre, alemin en dürüstleri ve en krallarıdır onlar. Allah verdi de biz yapmadık mı? Derler. Eleştiri, dedikodu, gıybet etmek, kendisinin daha üstün olduğuna inanmak yalanı hep cezbeder bu tür karakterleri, asla kabul etmezler hayattaki başarısızlıklarını. Kaderin cilvesidir onlara göre bulunmuş oldukları konum. Üstüne üstlük birde zeytinyağı olur üste çıkarlar. Kültürlü, itibarlı insanların karsısında zorlandıkları, söyleyecek sözleri kalmadığı zaman ise psikolojik eziklik dürtüsü ile mafyalık veya kabadayılıkla isin içinden çıkmak ister bu tür karakterler.
Ama onurlu insanların küçük bir başarısızlığı, başlarına gelebilecek kötü bir kaza yada yaptığı küçük bir yanlış onlar için ciddi bir mutluluk ve yine bir ömürlük emsalsiz dedikodu malzemesidir.
Peki İslam dini temizliği, çalışkanlığı emretmiyor mu? Kardeşlerinizin dedikodusunu yapmayın! Demiyor mu? Birbirimize saygılı ve yardımcı olmayı, insanların ayıplarını örtmeyi, istemeyerek hataya düşenleri utandırmamayı, insanlara karşılıksız dürüst olmayı istemiyor mu biz Müslümanlardan ?
“Din kardeşinin bir işini yapmak için gidenin, her adımında 70 günahı affedilir ve 70 sevap verilir. O iş bitene kadar, böyle devam eder. İşi yapılınca, bütün günahları affedilir. O işi yaparken ölürse, sorgusuz, hesapsız Cennet’e gider.” [İbn-i Ebi’d-dünya]
Gezen Tilki Yatan Aslandan Yeğdir. Bir şeylerle meşgul olup üretmek, topluma bir şekilde karşılıksız faydalı olabilmek te insan olmanın vasıflarındandır. İnsanların birbirlerine düştüğü bir toplum değil, kardeşçe birbirlerine kenetlenen, kucaklasan, yardımlaşan, okuyan, üreten, azimle hedefi doğrultusunda çalışan daha insancıl toplumlar olmak ümidi ile...
Osmanli ve Turk mutfagi | Has ascibasi | Ahmet OZDEMIR
Etiketler:
Ahmet özdemir,
akdeniz,
anadolu,
Chef,
dünya gönül elcisi,
Has Aşçıbaşı,
kebap,
mezopotamya,
ottoman cuisine,
örnek Türk Şefi,
profesyonel,
ressam Şef,
seyyah,
topuzkebab,
Turk Mutfağı,
Turkiye
TÜRK AŞÇIBAŞILARININ SOSYAL VE KÜLTÜREL OLARAK KENDILERINI YETIŞTIKLERINI PERÇINLENMIŞTIR.
05/19/2015
İlgili kurumların isteği üzerine Avrupa’nın merkezinde Belçika Türkiye kültür festivaline servis ve mutfak organizasyonunu yapmak, mutfak kültürümüzü tanıtmakla görevlendirildim. Hazırladığım ilgili broşürler, tanıtımlar, şerbetlerimiz ve mutfağımızla festivalin parlayan yıldızı olduğumuzu gururla belirtmek isterim. Bunu ben değil Belçika’nın en yüksek tirajlı gazeteleri soyluyor. ülke mutfağımızı layıkıyla tanıttım.(ilgili gazete kupürleri ayrı bir haber olarak yayinlanacaktir)
Belçika ve Avrupa da yasayan gurbetçi misafirlerimiz; giriş kapısının üzerindeki Bedesten Osmanlı Mutfağı afişini görünce adeta inanamadılar ve bir çocuk gibi sevinip heyecanlandılar. Kendi deyimleri ile Sanki yemeklerini Belçika’da Limburg ta değil de Türkiye’de yediler.
Türkiye & Belçika Kültür Festivali Belçika, Brüksel’de yapılan tüm Avrupa’nın ve ilgili bakanların da katıldığı Türkiye & Belçika kültür festivalinde dünyada ilk kez bir Has aşçıbaşı olarak kişisel resim sergisi açmanın ve bu şekilde sanat dünyasında da kayıtlara geçmenin mutluluğunu yaşıyorum. Türk aşçıbaşılarının sosyal ve kültürel olarak kendilerini yetiştiklerini perçinleyen bir Türk Has aşçıbaşı olarak misafirlerimin damak tadına hitap ettikten sonra göz zevkine de ikinci bir sanatım olan ressamlık ile hitap etmenin, profesyonellikten ve insanlara faydalı olabilmek duygusundan kaynaklandığını belirtmek isterim. Ayrıca yağlıboya tablolarımın konusu da mesleğim ile bütünlesen yemek resimlerinin olması sanat dünyasında konuyu daha da ilginç hale getiriyor. Ama en ilginç olanı Avrupa’nın merkezinde dünyada ilk kez bir aşçıbaşı tarafından yapılan böyle bir çalışmaya bir Türk şefin imza atmasıdır... ilgili Flaman gazeteleri ve televizyonları böyle diyor.
Belçika Kültür Festivali Belçika’nın Limburg bölgesi büyükşehirlerinden biri olan ve Türk toplumunun yoğun olarak yaşadığı Genk şehrinde mehter marşları nidaları ile açıldı. 5 gün boyunca Genk Limburghal Kültür Merkezinde devam eden Festivalde Anadolu topraklarında yüzyıllar boyunca mayalanmış kültür, sanat, din ve tarih değerleri, bir çok sergiler, el sanatları uygulamaları, konserler, sanat gösterileri yoluyla hem Avrupalı Türklere hem de Avrupalı komşularımıza tanıtıldı.
Türkiye-Belçika Kültür Festivali aynı zamanda iki ülke arasında köprü olmayı amaç edinen ve farklı din ve kültürlerin birlikte yaşamasının korku değil toplumsal zenginlik nedeni olduğuna işaret etmeyi hedefleyen bu özel programın açılışında başta T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığını temsilen başta Başkan Kemal Yutrnaç olmak üzere beraberinde kurum yöneticileri, AK Parti Ankara milletvekili Nurhan Şanlı, Tanıtma ve Kültür Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr.Abdurrahman Aracı, TC Brüksel Büyükelçisi Mehmet Hakan Olcay, Anvers Başkonsolosluğu’dan Muavin Konsolos Sarp Erzi, TC Brüksel Kültür ve Turizm Müşaviri Kenzi Güzel-Çulhaoğlu, Mardin Belediye Başkanı Mehmet Beşir Ayanoğlu, Genk Belediye Başkanı Wim Dries, Limburg bölgesinde görev yapan yerel yöneticilerimizden Heusden-Zolder belediye encümeni Engin Özdemir, Houthalen-Helchteren Encümenleri Mustafa Aytar, Göksal Kanlı, Maasmechelen encümeni Mustafa Uzun, Limburg Eyalet Meclisi Üyesi Fatma Yıldız festivale katılanlar arasında bulundular.
Genk şehir merkezinde yapılan gösteriler sonrası festivale katılan yüzlerce davetliye verilen öğle yemeğinin ardından Türkiye-Belçika Kültür Festivalinin açılışı özel konukların yaptığı konuşmalarla resmen yapılmış oldu. Açılış konuşmalarında Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD) Belçika Başkanı Eşref Yağcıoğlu, AK Parti Ankara milletvekili Nurhan Şanlı, Tanıtma ve Kültür Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr.Abdurrahman Aracı, T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kemal Yutrnaç, TC Brüksel Büyükelçisi Mehmet Hakan Olcay, Mardin Belediye Başkanı Mehmet Beşir Ayanoğlu, Genk Belediye Başkanı Wim Dries birer konuşma yaparak festival hakkında duygu ve düşüncelerini paylaştılar.
Türkiye-Belçika Kültür Festivali, 3 Nisan 2013 tarihinde başlamış olup 7 Nisan'da TC Diyanet İşleri başkanı Mehmet Görmez'in iştiraki ile Avrupa Kutlu Doğum Programların açılış töreni ile son bulacak.
Almanya ve Hollanda sınırı yakınlarındaki bulunan Genk şehrinde başlayan Türkiye-Belçika Kültür Festivalinde 5 gün boyunca konserler, halk dansları, konferanslar, imza günleri, söyleşiler, toplantılar, neyzen, semazen, sergiler ve stand up gösterileri yer bulacak. Festivalde ayrıca ebru, halı dokuma, hat, tezhip, çini, cam işleme, lületaşı oyma, çömlekçilik ve kum sanatı gibi el becerileri sergileniyor.
Türkiye-Belçika Kültür Festivalinin ilk gününde özellikle Mardin THM MAREV Korosu ile ünlü sanatçı Uğur IŞILAK tarafından verilen konser izleyenlerin gönüllerinde iz bıraktı.
Etiketler:
Ahmet özdemir,
akdeniz,
anadolu,
Chef,
Has Aşçıbaşı,
kebap,
mezopotamya,
osmanlı,
ottoman cuisine,
örnek Türk Şefi,
profesyonel,
ressam Şef,
seyyah,
topuzkebab,
Turk Mutfağı,
Turkiye
Koord. "Has Aşçıbaşı" Ahmet Özdemir Olarak Mutfağımıza Hizmet Politikamdır
***yüzyılımızda ülkeler, sahip oldukları tarihi kültür değerleri , medeniyetleri, teknolojik ve ekonomik güçlerinin yanında mutfak kültürleri ile de değerlendirilmektedir. Günde 3 öğün yemek yiyen bir insan ve insanlar Dünyada artık farklılıklar aramaya başlamışlardır. Bizim mutfağımız, tarihimizden gelen lezzet miraslarımız ve bu alandaki zenginliğimiz ile de ülke tanıtımımıza ciddi katkılar kazandırabileceğimiz bir zamandayız.
***Şu an gerek ülkemizde gerekse yurt dışında bir çok restoran bizim mutfaklarımıza ait olduklarını ısrar etseler de, gerçekte Osmanlı ve Türk mutfağı kültürünü yansıtmamaktadırlar. Özellikle uzak doğu ve Avrupa ülkelerinden misafirlerimiz Türkiye’ye geldikleri zaman söz konusu restoranlarda Osmanlı ve Türk mutfağını arayıp umut ederken yine şaşkınlık verici bir durum olarak kendi mutfaklarının farklı versiyonları ile karşılaşmaktadırlar.
***Oysa bu insanlar tatile geldikleri ülkenin, kültür, mimari ve sosyal yaşam tarzı itibari ile birlikte mutfak kültürünü de keşfetmeye gelmişlerdir. Bizi tercih etmelerindeki Anadolukelimesi onlar için çok büyük beklentilere sahiptir. Bu kelimenin anlamını ülke misafirlerimize örf ve anene ‘lerimiz, sofra kültürümüz, tarihi lezzetlerimiz ve manevi değerlerimizi degöstererek yaşamak ve yaşatmak söz konusu alandaki işletmelerin ülkelerine karşı en büyük görevleridir.
***Mevcut işletmelerimizin gerçek Dünya standartlarında ve orijinal değerlerimizi, menüsü, dekorasyonu, konuya vakıf kişiler ve firmalar tarafından yapıldığı takdirde her alanda ülkeTanıtımlarımızı doğru bir şekilde daha da hızlandıracaktır. Bu konuda tarihi kültür miraslarımızın sergilendiği restoranların özellikle ilk etapta ülkemizin turizm şehirlerinde daha sonra ise Asya ve Avrupa ülkelerinde açılmasına ve mevcut işletmelerin gerekli eğitimlerle hizmet kalitesinin yükseltilerek menülerinin de mutfağımızdan Türkçe yemekler iledonatılmasına zaruretle ihtiyaç vardır.
***Hem Asya’da hem de Avrupa’da fiziki ve kültürel olarak sınırları bulunan ülkemiz birçok imparatorluğun kurularak yıkıldığı, dünyadaki kültür medeniyetlerinin başkentleri bulunan bizim coğrafyamız dünya ülkeleri tarafından da kıskanılarak hayranlıkla bakılan ve paha biçilemez bir değerdir. Tarihten gelen bu değerlerimizin farkında olarak gerçek zenginliğimiz ile Anadolu kimliğimizi hak etmiş olduğu bir şekilde ön planda tutarak “Koord. Has Aşçıbaşı Ahmet Özdemir Olarak Mutfağıma Hizmet Politikamdır”
Koord. Has Aşçıbaşı & Exc. Chef | Ahmet Özdemir | Osmanlı ve Türk Mutfağı Dünya Gönül Elçisi | @-Mail : akdenizsef@gmail.com
Etiketler:
Ahmet özdemir,
akdeniz,
anadolu,
Chef,
dünya gönül elcisi,
Has Aşçıbaşı,
kebap,
mezopotamya,
ottoman cuisine,
örnek Türk Şefi,
profesyonel,
ressam Şef,
seyyah,
topuzkebab,
Turk Mutfağı,
Turkiye
TÜRKIYE VE OSMANLI MUTFAĞI SIZI ÇAĞIRIYOR..!
*** Çeşitli zamanlarda 60’ a yakın Ülkeyi tüm dünyanın hayranlığı karsısında adaleti ile himaye ederek bünyesinde barındırmış ecdadımızın bize lezzet ve kültür mirası Osmanlı ve Türk mutfağını dünyada layık olduğu yere taşıyabilmek için camiadaki birimleri ve kurumları, tüm saygıdeğer Meslektaşlarımı içinde olduğum bu yarışına davet ediyorum. Ödülümüz icraatlarımızla bu milli görev uğrunda en iyisi Olabilmek Hatta “OLMAK” Olsun ..! ilgili videoyu tamamen kendi resimlerimden bizzat hazırladım özellikle yeni nesil meslektaşlarımızın sonuna kadar izlemelerini tavsiye ederim.
***21. Yüzyılda Ülkemizin Tanıtımında Artık Mutfağımızın tarihi kültürel değerlerine, Türk şeflerine, uluslararası standartlara sahip restoranlarımıza ve bilinçli işverenlerimize ciddi anlamda büyük ihtiyacı vardır. Daha mükemmel bir gelecek için Özellikle mutfaklarımızda mesleki tercihini yapan “AŞÇILIK” sanatında kararlı akademik ölçülerle bizden daha profesyonel şekilde yeni yetişen sevgili meslek gönüllüsü kardeşlerimiz için kesinlikle biz Türk şeflerinin sosyal, kültürel, mesleki açıdan çalışma ve basari örneklerimizi çoğaltmamız, bilgilerimizi her dönemde ve her açıdan personellerimizle paylaşmamız gerekmektedir.
***Dünya kamuoyunda ülkeler, sahip oldukları tarihi kültür değerleri , medeniyetleri, teknolojik ve ekonomik güçlerinin yanında mutfak kültürü ile de değerlendirilmektedir. Bir günde 3 öğün yemek yiyen insanlar artık farklılık aramaya başlamışlardır. Bizim mutfağımız, tarihi lezzet miraslarımız ve bu alandaki zenginliğimiz ülke tanıtımımıza ciddi katkılar kazandırabileceği bir zamandayız. Özellikle turizm bölgelerinde bu fırsatı saygıdeğer meslektaşlarımız çok iyi değerlendirmelidir.
***Şu an yurdumuzun her bölgesinde bir çok restoran Osmanlı ve Türk mutfağı olduklarını ısrar etseler de, gerçekte bir çoğu Osmanlı ve Türk mutfağı kültürünü yansıtmamaktadırlar. Özellikle uzak doğu ve Avrupa ülkelerinden gelen misafirlerimiz söz konusu restoranlarda Osmanlı ve Türk mutfağı bulmayı umut ederken yine şaşkınlık verici bir durum olarak kendi mutfaklarının farklı versiyonları ile karşılaşmaktadırlar. Bu üzücü durum onlar için şaşkınlık verici bir an olarak tatil hatıralarda kalmaktadır.
***Oysa bu insanlar tatil için tercih ettikleri bölgenin, kültür, tarih, mimari ve sosyal yaşam itibari ile farklılık değerlerini aramaya gelmiş, ziyaret ettikleri ülkenin konseptlerini keşfetmek arzusu içindelerdir. Yüzyılın dünyaya örnek, yeniden ayağa kalkmış, uluslararası kamuoyunda ciddi roller üstlenen ülkelerinden biri olduğumuz, mevcut kültürümüz, tarihi lezzetlerimiz, çeşitliliğimiz, kalitemiz, ile ülkemizdeki kültür turizmine Türk şefleri olarak daha ciddi katkılar sağlayabiliriz. Bu tanıtım katkısı sadece birimizin değil hepimizin menfaati ve vatandaşlık görevidir.
***Derneklere sadece üye oldukları yada toplantılara katıldıkları için aşçılarımıza herhangi bir başarıya dayalı olmayan madalyalar vermekten vazgeçmeliyiz artık. Unutmayalım son zamanlarda aşçılarımız bilgileri, tecrübeleri, sosyal ve kültürel mesleki zenginlikleri ile değil de hiçbir şekilde bir başarıya dayalı olmayan sayısız madalyaları ile ve yine ayni şekilde aldıkları mutfak duvarlarını süsleyen altın varak çerçeveli sertifika ve yine başarıya dayalı olmayan basari belgeleri ile övünmektedirler..! Sizce gerçek bilgimi yoksa gerçek başarıya dayalı olmayan ödüller mi, hangisi önemli ?
***Özellikle yurt dışına gitmemiş meslektaşlarım için soyluyorum; Gelişmiş ülkelerdeki ilgili aşçı dernekleri ve dergileri Türkiye’deki aşçı derneklerinin madalya, basari belgesi ve sertifika dağıtımı curcunası hakkında üzücü ve dalga geçilir mahiyette hakkımızda boynundaki madalyaların ağırlığından beli eğrilmiş göğsünde Türk bayrağı, ay yıldız armalı kambur aşçı karikatürleri çizmektedirler! Soruyorum size Bir insanın boynunda 15 tane madalyanın ne işi ve ne gereği var, neyi kime ispat etmek istiyorsunuz arkadaş..!
***Bu arada aşçılıkla ilgisi olmayan pazarcıya, eczacıya, şoföre, 50 tl karşılığında madalya verenleri de bir Türk şefi olarak kınıyorum..! Gerçekten bir başarıya dayalı olarak ilgili ödülleri veren dernekleri de tebrik ediyorum. Ayrıca İlgili televizyon ve mesleki eğitim programlarında; hem bu meslekte duayen şef olduğunu iddia eden hem de yeşil tahtanın üzerinde sağında tavuk, solunda et, ortasında sebze, yine ayni yeşil tahtanın bir kenarında peynir doğrayanları da şiddetle kınıyorum..!
***Ana kalemde bir kaç çeşit makarnaları ile dünyayı sallamaya çalışan başka ülke mutfakları karşısında binlerce kat daha zengin tarihi lezzet miraslarımızı geliştirip dünya kamuoyuna tanıtmak veya farklı çalışmalarla tanıtmaya çalışmak Türk şeflerinin en önemli görevleri arasında olmalıdır. Başka mutfakları öğrenmek ayıp değildir ama keşfedilmesi ve öğrenilmesi gereken öncelikte ekmeğini yediğimiz Osmanlı ve Türk mutfağıdır.
***Diğer bir hususta sanki özel yemeğinin ismini yabancı dillerde adlandırma alışkanlığı almış başını gidiyor memleketimizde! Ben bir Türk vatandaşı ve Türk mutfağı şefi isem yemeğimin ismini Türkçe koymalıyım arkadaş. Ama başka dillerde onu anlatabiliyorsak bu biz Türk şeflerinin kültür zenginliği olmalıdır. Ülkemizi, kültürümüzü, tarihimi, ulusal benliğimizi sevip değer veriyorsak Yemeklerimizin ismini de kesinlikle Türkçe koymalıyız.
Has aşçıbaşı & executive Chef | Ahmet Özdemir | Osmanlı ve Türk mutfağı
Etiketler:
Ahmet özdemir,
akdeniz,
anadolu,
Chef,
Has Aşçıbaşı,
kebap,
mezopotamya,
osmanlı,
ottoman cuisine,
örnek Türk Şefi,
profesyonel,
ressam Şef,
seyyah,
topuzkebab,
Turk Mutfağı,
Turkiye
ÖDÜLÜNÜ VERMEK İÇIN HOLLANDA’DAN BELÇIKA’DAKI RESTORANINA GITTILER
Cumhuriyetimizin 90. Yıl kutlamalarına istinaden:
Hollanda’da Yapılan Miss Globe International Güzellik Yarışmasında Derece Alan Hollanda Ve Belçika Güzelleri Beringen de bulunan Hünkâr Osmanlı ve Türk Mutfağın “da Avrupa’da hakkımızda bilinenin aksine mutfağımızın gerçek yüzünü gördüler. Hollanda ve Belçika güzelleri Bu güne kadar Avrupa’da, çoğunlukta döner kebap ve şiş kebap ile tanıdıkları büyük ölçüde 25-40 metrekareden oluşan ve Türk mutfağı diye anılan fast food’ larin yanında gerçek Türk mutfağının hünkârdaki zengin çeşitleri karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler.
Osmanlı ve Türk mutfağının gönül elçisi Dünyaca ünlü has aşçıbaşı Ahmet Özdemir daha önce organizasyon kurulu tarafından davet edildiği Hollanda’da Yapılan Miss Globe International Güzellik Yarışmasına ziyafet ve protokol çalışmalarından dolayı katılamadı. Bunun üzerine kurul Beringen de bulunan Hünkâr Osmanlı ve Türk mutfağına, ülkemizin ve mutfağımızın Avrupa’ya tanıtım aşamasındaki katkılarından dolayı plaketini 20 kişilik bir grupla ve ilgili güzellerle birlikte bizzat restoranına gelerek ünlü Şef Ahmet Özdemir’e takdim ettiler.
Miss Globe International Güzelleri ve Avrupalı işadamları Topuz Kebabın Tadına Vardılar.
Organizasyon kurulu başkanı Bülent Türker , Hollandalı işadamları, ilgili yazılı ve görsel basın kuruluşları görevlileri, Hollanda ve Belçika güzeli ile Birlikte Misafirimiz Olan Grubu kendi kültürümüze uygun Bir Şekilde Ağırladık. Osmanlı Ve Türk Mutfağı İle Birlikte Şerbetlerimiz Hakkında Da Bilgilendirdikten Sonra Tarihi Lezzet Miraslarımızdan porsiyon olarak değil sadece tadımlık lokmalar halinde 40 Çeşit Tattırdım. Topuz Kebapla Beraber 41 Çeşit. 41 Kere Maşallah Diyorum. Yarışma programına katılamadığım için plaketimi Hünkâr Osmanlı ve Türk Mutfağın “da tarafıma teslim eden organizasyon kurulu başkanı Sn. Bülent TURKER beye de ince düşünceleri için ayrıca teşekkür ederim. dedi.
Has aşçıbaşı Ahmet Özdemir:
ülkemizde mutfağımızla ve aşçılık camiası ile ilgili bu kadar çok birim ve kurumların olmasına rağmen, başarılarımıza camiamızdan önce diğer toplulukların sahip çıkarak desteklemeleri ve ödüllendirmeleri şahsım için gurur vericidir. yine camiamızla ilgili ayni birim ve kurumların Avrupa’daki mutfağımızın ve ülkemizin tanıtımı hakkındaki çalışmaları hususunda işlerini ve sorumluluklarını ne kadar büyük bir özenle takip ettikleri de düşündürücüdür. Dedi.
Çalışmalarının Hollanda, Lüksemburg, Almanya ve Fransa’daki programları ile Osmanlı ve Türk mutfağının gönül elçisi olmaya devam edeceğini belirten ünlü şef Özdemir yiyecek ve içecek menusu hakkında da bizleri bilgilendirdi.
Tarihi lezzet miraslarımızdan:
kahvaltılıklar ve çorbalarımız, soğuk başlangıçlarımız, sıcak başlangıçlarımız, salatalarımız, kara fırınımızdan pidelerimiz, ana yemeklerimiz, sadece bize özel patentli yemeklerimiz, balık çeşitlerimiz ve tatlılarımızdan oluşmakta. Mutfağında sadece sade yağ, tereyağı, ve zeytinyağı kullanan Has aşçıbaşı, Ayrıca hazır hiç bir sos yada ürün kullanmadıklarını belirtti.
Tamamen Osmanlı ve Türk mutfağına yakışan yiyeceklerden oluşan her an misafirlerimizin talebine açık Toplamda 140 çeşit yiyecek menusu bulunuyor. köpüklü Yörük ayranı , şalgam suyu ve farklı çeşitlerde mutlulukların paylaşılmasına vesile Osmanlı şerbetlerinin de mevcut olduğu 50 nin üzerinde de içecek menusu ile hizmet veren ve bunun yanında diş kirası kültürünü de Avrupa’da yaşatmaya çalışan Hünkâr Osmanlı ve Türk Mutfağı bölgesinde İtalyan, Akdeniz ve Fransız restoranlarına bile örnek olmaya devam ediyor.
Has Aşçıbaşı | Ahmet ÖZDEMİR | Osmanlı Ve Türk Mutfağı Gönül Elçisi
Etiketler:
Ahmet özdemir,
akdeniz,
anadolu,
Chef,
dünya gönül elcisi,
Has Aşçıbaşı,
kebap,
mezopotamya,
osmanlı,
ottoman cuisine,
örnek Türk Şefi,
profesyonel,
ressam Şef,
seyyah,
topuzkebab,
Turk Mutfağı,
Turkiye
BAŞARILI OLABILMEK ICIN KOMPLEKSLERIMIZDEN KURTULMALIYIZ_!
01/04/2015
Son zamanlarda yine de kendini beğenmiş, etiket peşinde koşan, oysa yiyecek ekmeğe muhtaç kendini üst seviye görüp dünyaya yukardan bakan, mutfağımızın marka işverenlerine, ülkem insanlarına ve “şef” kardeşlerime, sesleniyorum. Diyeceğim bir kaç çift lafım var. Yarası olana dokunsun sözlerim. Artık elinde hıyar gördüğümüz her yabancının yanına tuzu alıp koşmayalım!
1. bizim kendi kültürümüze ait eski İstanbul’da Kasaplarımızdan bir miras olan asırların Arnavut ciğerine “iğrenç” dersiniz! ama Fransız lokantalarında 10 kati paraya şampanya ile “kaz ciğeri” yer hava atarsınız. Esasında para sende kıro sensin!!! Ama farkında değilsin?
2. Yedi kat kültüre, dine, dile, ırka binlerce yıl şahitlik yapmış Urfa’ yı Mardin’i, sümene yi, Amasya kral kaya mezarlarını, Ürgüp ve Kapadokya’ daki tarihi bilmezsiniz; “pisa” kulesini görmek için binlerce Euro vererek İtalya’ya gider doğulu olduğunuz için karşılaşacaklarınızı bilmeden “çünkü bütün Avrupa hasetliğinden ve geçmişe dayali eski hesaplardan Türkiye’yi 3. Sınıf ülke olarak görür. Allah muhafaza hastaneye de giderseniz eğer eski kölelik devrinden kalma –ki biliyorsunuz Avrupa bu konuda ünlüdür, bir soru sizi bekler ve kesinlikle kompleksli bir hemşire tarafından sorulur –1-hangi ırktansınız? 2-Batılı yada doğulu musunuz?” hem para öder hem aşağılanırsınız, ve bundan da son derece mutlu olursunuz!
3. Tarihi Geçmişimizde sonu asırlara dayanan “sucuğumuz, kokoreç ve pastırmamıza” burun kıvırırsınız içinde benden başka her şey olan ve ne olduğu da belli olmayan “sosis’i, sofranızdan eksik etmez, “havada kurutulmuş domuz bacağını” yada “ham”e özenerek bakarsınız lüks mağazalarda. Üstüne de sanki uste para vermişler gibi reklamını yaparsınız ücretsiz! Yabancı menşeli frenchising’ lerde sıcak köpek yani “hot dog” yemenin mutluluğunu yaşarsınız. Yakışır yani!!!
4. Ülkemizdeki kendilerini büyük yiyecek içecek zinciri olarak ön plana taşıyan ve tanıtan yerli Markalar, Profesyonel şeflerimizi arkalarına alıp yürüyeceklerine, Asgari ücretle çalışan, tost, makarna ve dürüm yapması bilen çıraklarımızı tercih ediyorlar... “Vermeden almak Allaha mahsus” eyy memleketimin Markaları. Büyük ve başarılı olmak istiyorsanız Ülke mutfağımızın saygıdeğer şeflerinin bilgilerinden faydalanın. Acemi şoförle yola çıkılmaz ilk virajda uçurumda bulursunuz kendinizi.
5. Bir Meksika yemeği olan ve barbunya benzeri kıymalı kuru fasulyeden yapılan “ chilli con carne” ’ yi finne dinning VIP restoran menüsüne baş köşeye koyarsınız, etli kuru fasulye yiyenide satani’da aşağılarsınız, hatta yanına soğan kirana da kıro dersiniz!
6. “Alanya kızıl kule’ye, galata kulesine, kız kulesine” gitmezsiniz, dünyanın parasını ödeyerek demirden yapılmış rahmetli dedemden daha genç olan “Paris eyfel” kulesine gider oradaki görevliler tarafından aşağılanarak milattan önce 600 ‘lü yıllardaki köle zihniyeti ile 500 kişinin arkasına sıraya girergık’ ınızı çıkarmadan 4 saat bekleyerek ziyaretinizi gerçekleştirir ama dilinizden de düşürmezsiniz, oysa memlekette bir market veya devlet dairesinde 10 dakika beklesiniz sadrazam torunu kesilir binayı birbirine katarsınız…
7. Yine ülkemizde burnumuzun dibinde Side’yi, Aspendos’u, apollo yu ve çevresinde bulunan 1000 yılı askın tarihi değerleri bilmezsiniz Yunanistan in aciz, taşra ve tarihimizin yok edildiği adalarında çektiğiniz rezillikleri unutarak dostlarınıza sadece “Yunanistan’a gittik” diyebilmek için anlata anlata bitiremezsiniz. Egonuz yerine geldi mi simdi?
8. İngiltere’de eski bir isçi ve köle yemeği olan yanında patates kızartması ve sirke ile (o zamanlar o memlekette ketçap mayonez olmadığı için) gazete kâğıdından külahların içinde servis edilen fish and cips’i yine fine dinning restoran menülerine koyarak gururlanırsınız ama bizim çiroz’ umuzu beğenmezsiniz hatta belki bilmezsiniz! Unutmayın bizler o gazete kâğıdından külahlarda 20 sene önce bakkallardan günebakan çekirdeği alıyorduk bardakla, hatırlatırım size!!!
9. Bizim kayıtlarımızda demeyeceğim belki inanmazsınız!!! Fransız “Broken” in kayıtlarına göre dünyada ilk defa 15. Yy. da Osmanlı döneminde kesiş dağından getirilen buz ve karlar ile Bursa da ve İstanbul’da yapılan dondurmayı bilmezsiniz ama ilk defa bizden 200 yıl sonra 17. Yüzyılda Avrupa’da görülen Fransız İtalyan dondurmalarını sanki size üste para vermişler gibi anlatır yüzlerce çeşidini sosları ile birlikte menülerinize koyar başka ülkelerin ürünü imiş gibi karsınızdaki insanlara anlatmaktan mutluluk duyarsınız. Allah rızası için Hiç tarihinize dayalı vicdanınızdan utanmıyor musunuz ? vatana ihanet ile mutfağımıza ihanet arasında ne fark var? Eğer hatırlarsanız bizimde asırların bıçakla, satırla, balta ile kesilen Maraş dondurmamız var!!! Bu ne vicdan, bu ne rahatlık, Siz hangi taraftasınız arkadaşlar ?
10. 900 yıldır tokat, Ürgüp, Nevşehir’den Osmanlı döneminde dahi dışarıya gayri Müslümler tarafından satılan şarapları bilmez ve beğenmezsiniz ama ayni ürün ve ayni üzümden yapılan don peryon’ukarşınızdakine bir tanrı gibi anlatırsınız adeta! Bu arada başarılı insanları “copy-pace” yapıyor diye suçlamaya çalışan kardeşlerim_! Hatırlatırım size –ki “Bir insanın zikri ne ise fikri odur” kendini çok zeki sanan arkadaslar unutmayın ki herkesin yaptıkları ortadadır. “tilkiyi çok akıllı diye tavuk kümesine bekçi yapmazlar.”
11. Bizim kültürümüz altında yasamış ve yıllarca dost kaldığımız Kürtlerin, Rumların, Süryanilerin ve Ermenilerin bizim kültürümüze kazandırdığı; mezeleri soğuk ve sıcak başlangıçları gidersin yunan mutfağındanmış gibi menülerinize koyar başka ülkelerin mutfak hanesini yazılmasına yardımcı olursunuz!
12. Binlerce yıllık Çerkez mantımızı ravyoli ile değiştirerek bazlamamızı, Bafra, Karadeniz pidemizi, Konya’nın etli ekmeğini bilmez, yiyenleri de alt seviye insan olarak görürsünüz. Ama menülerinize çeşit çeşit pizzaları koyarak kendinize göre sınıf atladığınızı düşünürsünüz. Siz hangi taraftasınız? Acaba menümüze koyduğunuz yemeklerimizin ismini yabancı dillerde söylediğiniz yada yazdığınız zaman o yemek daha mi lezzetli oluyor ?
13. Bizim eriştemizi, oğmac’ ımızı, darı aşını, bazlamamızı, cızlama’ mızı bilmez, İtalya’ya makarna kursları düzenler ve hatta gruplar kurarak binlerce Euro öder makarna yapmaya gidersiniz.! Gidene mi yanayım, harcanılan paraya mi, yoksa götürenlerimi isyan edeyim ? ayrıca bu kursları düzenleyen Osmanlı ve Türk mutfağına hizmette bulunduğunu iddia eden ülkemizdeki dernek, federasyon gibi resmi kurumlar…!!!
14. Türkiye 70 milyon, dünya 7 milyar.! Her şey bizim kültürümüzden ibaret değil elbette ama hangimiz bunun farkında? Usa ya göre 194 ama gerçekte 224 ülke var dünyada. Dinler, diller, insanlar, ırklar ve kültürler...
Doktor hastasının hastalığını bilmeden onu tedavi edemez. Biz önce kendimizdeki tarihi lezzet miraslarımızı, mutfak hazinemizi öğrenmemiz lazım ki mutfağımızdaki hastalığa tedavi koyabilelim. Biz bize ait olanı bilmezsek dümensiz bir gemi misali her rüzgârda farklı bir limana gideriz yada kayalıklara çarpar denizin dibini buluruz. Önce bize ait olanı bilmemiz ve öğrenmemiz gerekiyor..!
Unutmayınız –ki “Asil Azmaz, Bal Kokmaz. Kokarsa Yağ Kokar, Çünkü Aslı Ayrandır”.
15. Osmanlı ve Türk mutfağına hizmet verdiğini, bu konuda çalışmalar yaparak otorite olduğunu iddia eden arkadaşlar sözüm sizedir;
Bizim mutfağımız “Fransa Paris’te” alanında kaliteli ve ünlü bir restorana oturarak gurme olduğunu iddia eden ama acizliği bütün profesyonellerce gözüken ama o ahmak ki bunun farkında olmayan devlet televizyonu yapımcısı ile oturuyorlar.
kardeşim Osmanlı ve Türk mutfağını konuşuyorsunuz ama Fransız lokantasında oturuyorsunuz! Yok muydu yani o bölgede bir Türk lokantası? yine bizim mutfağımızı konuşuyorsunuz ama pizza, kanaloni, lazanya, peeni, istiridye, ve portakallı ördek yiyip şampanya içiyorsunuz!
16. Bizim mutfağımızı konuştuğunuz için söylüyorum sadece acaba diyorum bizim mutfağımızı konuşurken acizane ülkemize ait yöresel pidelerimizden, Arnavut, Edirne ciğerimizden, eriştemizden, tandırımızdan, cızlamamız’ dan, şalgam suyu ve ayranımızdan, sarmamızdan, dolmamızdan, kuru yufkamız, keşkeğimizden yada keklik dolmamızdan bahsetseydiniz daha iyi olmaz miydi.? Esasında bırakın tereyağlı bazlamayı, tortilya ekmeği bile çok size!!!
17. Kendinize ve konsept çizginize saygınız olsun biraz. Kime hizmet ediyorsunuz? Amacınız nedir? Bu ülkenin mutfağından yemek yiyip ailelerinizi geçindiriyorsunuz, yarışma’ larda mason legalleri ve madalyalar takarak ile göğsünüzü kabartıyorsunuz, Osmanlı ve Türk mutfağı menusu yapıyorsunuz danışman olarak, yaptığınız menünün %60’ ı yabancı, %30 ’u uydurma %10 inandırıcı_!!!! Yapmayın kardeşim! Yapmayın! ingilizce türkce menü yapıyorsunuz ama menünün “Türkce bölümündeki” yemeklerin isminin %70’ i ingilizce kelimeler, ingilizce bölümü zaten ingilizce! açıp bakin menülerinize! Bırakın bilenler yapsın bu işi...
Biz, bize faydalı olmamız lazım, başkalarına değil. Biz önce bizi ve mutfağımızı, tarihimizi bilmemiz lazım. 4 çeşit makarna bildiği için piyasaya “SEF” olarak çıkan ve gerçek şefleri almış oldukları maaş ile mağdur ve issiz bırakan genç arkadaşlar... Altın piştikçe değer kazanır. Ustalarınızın yanında biraz daha pişin ve kendinizi daha büyük uluslararası başarılara hazırlayın. Zaman zaman duyuyorum 5000 lira maaşla çalışan kendi şefinin, ustasının yerini 2500 lira maaşla ustasına hainlikle devralan kardeşlerimiz!
Mesleğimizde her şeyden önce ahlak ve saygı gelir. Her türlü bilgi eksikliği giderilir ama karakter eksikliği giderilemez...
“sende bir yumurta var, bende bir yumurta var. Ben yumurtamı sana vereyim, sen yumurtanı bana ver. Şimdi sende de bir yumurta var bende de bir yumurta var. Ama bende bir bilgi var sende bir bilgi var. Ben bilgimi sana vereyim sen bilgini bana ver... Ne oldu?
ikimizde kazandık! “Şimdi Sende İki Bilgi Var Ben De İki Bilgi Var.” Bilgi paylaştıkça artar. Mutfak geçmişimiz ve tarihimiz hakkındaki bilgileri paylaştığımız takdirde ülkemize ve mutfağımıza daha faydalı olabileceğimizi düşünüyorum. Bu bir hizmet yarışıdır ve mutfağımıza hizmet eden ve katkıda bulunan herkesten Allah razı olsun. Şimdiden sevgili okurlarıma, yakın ilgilerine teşekkür eder çalışmalarınızda sonsuz başarılar dilerim...
sosyal aglardaki paylasimlarim :
Koordinatör “Has Aşçıbaşı” & Exc. Chef Ahmet Özdemir | Osmanlı Ve Türk Mutfağı dünya gönül elçisi | akdenizsef@gmail.com
Etiketler:
Ahmet özdemir,
akdeniz,
anadolu,
Chef,
dünya gönül elcisi,
Has Aşçıbaşı,
kebap,
mezopotamya,
osmanlı,
ottoman cuisine,
örnek Türk Şefi,
profesyonel,
ressam Şef,
topuzkebab,
Turk Mutfağı,
Turkiye
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

